BAKIN, NEREDEN NEREYE GELİNİR ? !!!

Cuma, Mayıse 1, 2007 -Kategori: yapma

''Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden
çıktığında üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle,
kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve
çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen
hastaneye götürmüş.

Doktor çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya
çalıştıysa da, elinden birşey gelmemiş ve çocuğun iki elinin
parmaklarını kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini
açtığında bandajlı ellerini farketmiş ve gayet masum bir ifadeyle,
"Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için
çok üzgünüm," demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklarım
ne zaman yeniden çıkacak?"

Babası eve dönmüş ve intihar etmiş.


Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir
bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü anımsayın. Çok sevdiğiniz
birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün.
Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir
zaman onarılamaz; Genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı
göremeyiz.
İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve
düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Durun ve
düşünün.

Harekete geçmeden önce düşünün.
Sabırlı olun.
Anlayış gösterin ve sevin.''

Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ANNELER

Perşembe, Nisan 31, 2007 -Kategori: yapma

''SAAT 03.30'du. Adamın telefonu çalmaya başladı. Başını gömdüğü yastıktan binbir zorlukla kaldıran adam, yatak ucundaki telefona uzandı:
"Alo! Kimsiniz?"
"Benim oğlum, annen!"
"Anne of ya.. Bu saatte ne var Allah aşkına! Yarın ne kadar önemli işlerim olduğunu bir bilsen...."
"Şey oğlum.."
"Ne var anne, beni bu saatte uyandıracak kadar önemli ne var? Sabah arasan olmaz mıydı?"
Anne, oğlundan duyduğu bu kırıcı sözlerden dolayı, çok üzülmüş ve çok incinmişti. Ağlamaklı bir sesle şunları söyleyerek telefonu kapattı:
"Bundan tam otuzbeş yıl önce, böyle bir gece yarısı saat tam 03.30'da sen de beni uyandırmıştın! Doğum günün kutlu olsun evladım.."

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ONU TANIYORMUSUNUZ?

Pazartesi, Nisan 28, 2007 -Kategori: yapma

''Çocuk Pazar sabahı saat 8.30 da uyandı. Cuma günü okuldan gelirken “bu hafta sonu önceki haftalardan farklı olacak. Kalan derslerimi tamamlayacağım ve önümdeki hafta içindeki sınavlara iyi hazırlanacağım.Diye karar vermişti. Bu sebeple Cuma akşam üstünü ve geceyi çok iyi geçirdi. Televizyon seyretti, müzik dinledi, uzun uzun telefonla görüştü ve gece oldukça geç saatte yattı. Çünkü ders çalışması için daha önünde uzuuun uzuuun iki gün ve iki gecesi vardı. Cumartesi günü arkadaşlarıyla beraber oldu. Biraz dolaştılar her zaman gittikleri yere gittiler. Sohbet ettiler sohbete o kadar çok dalmışlardı ki zamanın nasıl akıp geçtiğini fark etmedi bile. Ders çalışmadığı için zaman zaman biraz rahatsızlık duyduğu oldu ancak içinden gelen bu huzursuzluğu”daha önümde koskoca bir Pazar var” diyerek bastırdı.

Pazar sabahı, işte bu şartlar altında 9,00 da uyandı. Önce güzel bir sabah kahvaltısı yaptı. Sonra sabah gazetelerini şöyle bir göz geçirdi. Ders çalışmak için sabah azimliydi. Saat 10.30 olmuştu. Şöyle bir televizyona göz atıp odasına geçmek istedi fakat film öyle heyecanlıydı ki bir türlü televizyonun başından kalkamıyordu. Önünde daha koskoca bir Pazar günü olduğunu düşünerek bu filmi izlemesinde bir sakınca olmadığına karar verdi.

Film bittiğinde saat 12.00 ı geçiyordu. Hafta içi günlerde bu saatte yemek yemeğe alışkın olduğu için karnı acıktı. Annesinin özenle hazırlamış olduğu yemekleri yerken evdekilerle koyu bir sohbete girdi. Yemekten sonra yine çalışma odasına yönelmişti ki televizyonda maç yayını başlamıştı. Haftanın en önemli maçıydı. Bu maçı seyretmek için insanların birbirini çiğneyip, dünyanın parasını verdiklerini düşününce ayağına kadar gelen bu maçı seyretmemenin büyük kayıp olacağını düşündü. Tüm hafta bu maç konuşulacaktı maç biter bitmez ( nasıl olsa 90dak.) sıkı bir şekilde çalışmaya başlamaya karar vererek maçı izlemeye koyuldu.

Maç bittiğinde hafta sonu yaşadıklarını düşünmeye başlamıştı ki annesi içeriden çayın hazır olduğunu duyurdu. Oda çayı içip ders başına geçmenin doğru olacağına karar verdi çay bittiğinde üzerine bir ağırlık çökmüştü. Haftanın yorgunluğu , maçın gerginliği, sınav stresleri ve çayla birlikte yenilenler ... onu iyice gevşetmişti ” nasıl olsa şimdi çalışamam” diye düşündü ve dinlendikten sonra çalışmaya karar verdi.

Saat 19.00 sıralarında içindeki huzursuzluğu bastırmaya gayret ederek çalışma masasına yönelmişti ki en sevdiği arkadaşıyla ,ailesi onlara misafirliğe geldi. Misafir varken de ders çalışılmazdı ya ... birlikte sevdikleri diziyi seyrettiler. Artık kalan zamanında sadece en önemli iki dersi çalışırım diye düşünüyordu. Fakat yavaş yavaş uyku bastırmaya başlamıştı. Eğer uyumazsa yeni başlayan haftaya yorgun ve uykusuz girecekti. Bu sebeple kendi kendine şöyle dedi.” Bugün çalışamadım. AMA YARIN SÖZ ÇALIŞACAĞIM”. Yarı sıkıntılı yarı huzurlu odasının yolunu son kez tuttu. Ancak çalışmak için değil , uyumak için...''

HEPİMİZİN HİKAYESİ...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

DÜŞÜNÜNCE...

Pazar, Nisan 27, 2007 -Kategori: yapma

''KÖTÜ HİSSETMEK YETENEK İSTER

 

Şu an aklınızdan geçen düşünceler, hissettiklerimizin gerçek
nedenleridir. Bu düşünceler kişiye kendisini halsiz veya neşeli
hissettirebilir. Kendinizi kötü hissettiğiniz herhangi bir durumda,
hemen o anda aklınızdan geçen düşüncelere ve görüntülere dikkat edin.
Kendinizi kötü hissetmenize neden olan bu düşünceler olduğu için,
onları değiştirerek daha iyi hissetmeyi sağlayabilirsiniz.

Büyük bir ihtimalle bu yazılanlar hakkında şüphe duyuyor
olabilirsiniz. Çünkü olumsuz düşünme alışkanlıkları hayatımıza o
kadar girmiştir ki, sanki otomatikleşmişlerdir. Bu nedenle bu olumsuz
düşünceler bilişsel terapide otomatik düşünceler olarak
adlandırılırlar. Bu düşünceler zihnimizde herhangi ek bir çabaya
gerek olmadan oluşurlar ve sizin için sanki bir bardaktan su içmek
kadar kolay ve doğaldır.

Bir Pazar sabahı, kendisini iyi hissederek, evinde gazete okumakta
olan Ahmet’ i örnek olarak alalım. Aklında, okuduklarına ilişkin
yüzeysel düşünceler geçmekte ve kendisini okuduklarının içeriğine
fazla kaptırmadan sayfalara bakmaktadır. İçerisinin sıcak olduğunu
hissederek yerinden kalkar ve pencereye doğru yönelir. Gözleri bir
saniyeden daha kısa bir süre içinde yerdeki parkelere takılır sonra
pencereyi açmak için pencere koluna odaklanır. Pencereyi açıp yerine
tekrar döndüğünde içinde bir sıkıntı hisseder. Kalktığı gibi
hissetmemektedir. Arada ışık hızında bir şeyler olmuş, ama o ise
sadece bedenindeki olumsuz hisleri fark edebilmiştir. Sıkıntısını
gidermek için eğer sigara alışkanlığı varsa sigaraya yönelir veya
mutfağa gidip bir şeyler atıştırır. Ya da neden olduğunu anlamadığı
bu sıkıntısı tüm gününe etki edebilir.

Şimdi bu basit olayı bilişsel modelin bakış açısı ile tekrar
izleyelim. Ahmet neden kendisini sıkıntılı hissetmiştir? Ahmet
pencereyi açmak için ilerlerken gözleri pencere tarafındaki parkelere
takılmıştır. 15 gün sonra taşınacakları için parkenin üzerindeki
cilanın bozulmuş olması önem kazanmıştır. Pencereyi açıp yerine
oturana kadar aklından şu düşünceler geçer:

- Ev sahibi bu konuyu bahane ederek kaporayı vermeyecek.

- Vermemek için bizi suçlayacak.

- Bu olay beni çok sıkacak.

- Yapacak bir şey yok, para onda.

- Yine kullanılmış olacağım.

- Yine haksız yere suçlanacağım.

- Hakkımı savunamayacağım.

- Avukatla uğraşmam gerekecek. Alacağımdan daha çoğunu kadar zaten avukata veririz.

- Hiç bir çare yok.

Bu düşüncelerin tümü 1 saniyeden de hızlı olarak, ardı ardına Ahmet’
in zihninde akmıştır. Düşüncelerin bir kısmı iç konuşmalar, bir kısmı
ise görüntü ve ses olarak geçmiştir. Ahmet ise sadece göğsündeki
sıkışma hislerinin ve bedenindeki sıkıntının farkına varmıştır.
Duygularımız olaylara bakış açımızdan kaynaklanır, olayın kendisinden değil.

Ahmet’ i bu olayda sıkan şey “kapora konusu” değildir. Farkındaysanız
ortaya olan biten bir olay da yoktur aslında. Onun canını sıkan,
olabileceklere ilişkin beklentileri ve bakış açısıdır. Belki şu an
sizin aklınızdan bile “Tabii ki, hep böyle olur. Bence Ahmet doğru
düşünüyor.” gibi düşünceler geçiyor olabilir. Bunlar da sizin
otomatik düşüncelerinizdir. Sizin zihninizden böyle düşünceler
geçebileceği ise yazarın otomatik düşünceleridir. Çünkü hepimiz kendi
deneyimlerimize dayanarak bir şeyler düşünürüz.
Bir olay hakkında bir şey hissedebilmek için onu önce anlamamız
gerekir. Ne olup bittiğini eğer doğru bir şekilde anlarsak,
duygularımız normal ve katlanılabilir olacaktır. Eğer algılamamız
çarpık veya bozuksa, duygularımız da anormal olacaktır. Depresyon,
sıkıntı ve diğer duygusal bozukluklar bu sınıfa girerler ve
çoğunlukla zihinsel çarpıtmaların sonucudurlar.
''

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

önyargı

Pazartesi, Nisan 21, 2007 -Kategori: yapma

''Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan, hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması açısından, dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar...Gelincik, kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır... Gelincikle bebek, evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvani... Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir... Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür.
Einstein' in söylediği rivayet edilen bir söz var: "insanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor"

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sigara

Çarşamba, Nisan 16, 2007 -Kategori: yapma

 

SİGARA İÇENİ KÖPEK ISIRMAZ,ÇÜNKÜ YANINDA BASTON TAŞIR.
EVİNE HIRSIZ GİRMEZ,ÇÜNKÜ SABAHLARA KADAR ÖKSÜRÜR.
FAZLA YORULMAZ,ÇÜNKÜ YORULUNCA TIKANACAĞINI BİLİR.
YÜRÜMEK İÇİN ZORLANMAZ,ÇÜNKÜ TEKERLEKLİ SANDALYEDE GEZDİRİLİR.
İHTİYARLAMAZ,ÇÜNKÜ GENÇ YAŞTA SEVDİKLERİNE (ÖBÜR DÜNYAYA)KAVUŞUR

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

doğru zamanda,doğru yerdesiniz...

TAKI MODELLERİ VE YAŞAMA DAİR HERŞEYİN SAKLAMA KUTUSU http://TUBANIN ARŞİVİ.blogcu.com/

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro