EVLİLİK AŞKI ÖLDÜRÜRMÜ?

Pazartesi, Nisan 14, 2007 -Kategori: soru-cevap

''Aşık olduğumuz için evleniriz. Ama nedense evlenince aşk bir rafa kaldırılır. Evlenince aşk biter. Aşk gerçekten biter mi? Yoksa psikolojik olarak aşkın bittiğine biz mi inanırız. Evli olup da aşkı bir ömür boyu süren insanlarda var. Peki bu insanlar nasıl aşkı canlı tutmayı başarıyorlar?
Aşk o insana ulaşamadığın zaman mı güzel sadece? Evlenerek o insana bir ömür adıyoruz da aşkı niye bitiriyoruz? Aşık olmak sadece bekarlara özgü bir olay mı? İkisini bir arada tutmanın nedeni biz değil miyiz? Evlilik aşkı öldürüyor sözü bu kadar etkili mi? Evlendik barklandık aşk bizden geçti diye düşünenler sayesinde aşk ve evlilik iki ayrı kavram halini alıyor. Aslında iç içe yaşanan ve ayrılmaz bir bütün olan aşk ve evlilik bizim sayemizde birbirinden kopuyor. Ardından da evlilik içi sorunlar başlıyor. Evliliği sadece bir kurum haline dönüştürmek için elimizden geleni yapıyoruz.
Aslında ilk aşık olduğumuz zamanları bir düşünelim. O insan bizim için dünyanın en değerli kişisi haline gelir. Yaşam onun çevresinde döner. Onu mutlu etmek için ne gerekirse yaparız. Birlikte aşkın en güzelini yaşarız. Onunla geçen her dakika değerlidir. Zaman su gibi akıp geçer. Gözümüz ondan başkasını görmez. Aklımızda hep yarınlar vardır. Yaşanacak güzel bir ömür ve bitmeyen aşkımız olacaktır. O zamanlar aşkımızın kanıtı olarak evliliği görürüz. Evlilik aşkımızı resmiyete dökmek, tüm dünyaya birlikteliğimizi duyurmanın yoludur.
Evlenmeden önce aşık olduğunuz insanı kaybetme korkusuyla yaşarsınız. Evlilik ile bu korkunuz son bulur. Nasılsa artık evlisiniz. Onu kaybetme ihtimaliniz yoktur artık. Aslında bu düşünce o kadar yanlıştır ki... Evli insanlar boşanmıyor mu? Boşanmanın sebeplerini hiç düşündünüz mü? Aşkı ikinci plana atmak boşanmanın başlıca sebepleri arasındadır.
Aşkı bir kenara bırakınca eşinize olan ilginiz azalır. O eski özeni nedense eşimize göstermeyiz. Duygularını, neler hissettiğini hesaplamayız. Nasılsa evlendik ve istediğimiz herşeye kavuştuk. Aynı evi paylaşıyoruz. Hayatı birlikte yaşıyoruz. Bu yeterli mi?
Evliliğin içinde aşkı yaşamak çok daha güzel. İkisini bir arada tutmak hayatımızı mutluluk içinde geçirmemizi sağlar. Aşık insan günün her saatini mutlu geçirir. Yaşadığı olumsuzlukları büyütmez. Evine daha bir keyifle gelir. Evi onun aşk yuvasıdır. Tüm yorgunluklardan, sıkıntılardan kurtulduğu sakin bir limandır.

Aşk ve evliliğin bir arada yürüten çiftlere bir bakın. Gülen gözlerle ve umutlu yarınları görürsünüz. Peki sizde böyle bir hayat istemez misiniz? Öyleyse evlilik ile aşkınızı bir yana bırakmayın. Eşiniz sizin hayatınız aşkı değil miydi?''

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ÇOCUKLAR BİZDEN ÇOK DAHAMI DUYARLI?

Pazar, Nisan 13, 2007 -Kategori: soru-cevap

          '' Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde

           10 yaşında bir  çocuk
            pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu..
            Çocuk sordu: "Çikolatalı pasta kaç para?.."
             "50 cent!.."
             Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı.
            Bir daha sordu: "Peki dondurma ne kadar.."
             "35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla..
            Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına
            koşuşturuyordu.
            Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki...
            Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim
            lütfen" dedi.
            Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya
            koştu.
            Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi.
            Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden.
            Masayı sanki akan yaşları ile temizleyecekti.
            Bos dondurma tabağının yanında çocuğun bahşiş olarak bıraktığı 15
            cent duruyordu .''

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

EMPATİ NEDİR?

Cuma, Nisan 11, 2007 -Kategori: soru-cevap

 

EMPATİ ÜZERİNE

Sağlıklı bir iletişimin temel esasları vardır. Bu esasların en önemlilerinden biri empatidir. Psikolojik danışman ve öğretmenler olarak öğrencilerimize karşı empati kurmamız gerekir. Problemlerin çözülmesinde empati kurmanın çok büyük yararı vardır. Judie Paxton başından geçen bir olayı şöyle anlatır:

“Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya girdim. Onun haksız, benim ise haklı olduğumdan emindim. Öğretmenimiz ikimizi de bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına, beni de diğer tarafına yerleştirdi. Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı. Siyah renkli bir nesne.

O çocuğa nesnenin rengini sordu. Çocuk, “Beyaz” diye yanıtladı. Söylediğine inanamadım, çünkü nesne siyahtı. Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında.

Öğretmen bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi. Ve bu kez bana nesnenin rengini sordu. “Beyaz”, yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki nesnenin bir tarafı beyaz, diğer tarafı ise siyahtı. Öğretmenimiz o gün bana çok güzel bir ders verdi.

Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu.

İletişimde hem kaynak hem de alıcı empatik davranışlar göstermelidir. Empati kurmak yanlış davrandığını düşündüğünüz kişinin yerine kendinizi koyarak olaya bakabilmeniz, onu anlayışla ve hoşgörüyle yaklaşmanızı kolaylaştırır.

Empati nedir? Empatinin öğeleri nelerdir? Sorularına cevap bulmaya çalışalım.

“Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bunu ona iletme sürecidir.” şeklinde tanımlanır. Empati, olayları karşısındaki kişinin gözüyle görebilmelidir. Bireyin karşısındaki kişiyle empati kurabilmesi için gerekli olan öğeleri şöyle sıralayabiliriz:

1. Empati kuracak kişi, kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış açısıyla bakmalı, olayları onun gibi algılamaya ve yaşamaya çalışmalıyız.

2. Empati kurmuş sayılmamız için, karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gerekir. Karşımızdakinin yalnızca duygularını yada yalnızca düşüncelerini anlamış olmak yeterli değildir.

3. Empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın, karşısındaki kişiye iletilmesi davranışıdır. Karşımızdaki kişinin duygularını tam olarak anlasak bile, eğer anladığımızı ona ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız.

Halk arasında empati kurmayla ilgili güzel sözler var; “Benim yerimde sen olsaydın ne yapardın?”, “Kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı sen de başkasına yapma.” Kendine söylenmesini istemediğin bir sözü sen de söyleme.”

Nasrettin Hoca bir gün eşeğinden düşer ve acıyla kıvranır. Başına toplananlar “Hemen bir doktor çağırın…” diye bağrışırken, Hoca, “Bana doktor değil, eşekten düşmüş birini bulun...” diye bağırır.

Hoca bu düşüncesiyle eşekten düşenin çektiği acıyı, en iyi anlayanın yine eşekten düşen olacağını anlatmak istemiştir.

Empati kurarken karşılaşılan olayı yaşamış olmamız şart değildir. Empati olayları yaşamayı değil, anlamayı ifade eder. Anlamaya çalışma eğitimle geliştirilebilir.

Empatinin temelinde karşısındaki kişiyi dinleme vardır. Dinlemek sanıldığı kadar kolay bir iş değildir. Eleştirmeden, yargılamadan, nasihat etmeden dinlemek karşıdaki kişiyi rahatlatır. Çünkü anlaşıldığını hissetmek karşımızdaki kişinin bizi dinlediğini hissetmemize bağlıdır. Günlük yaşamda empatiyi tutum haline getirmeliyiz.

Toplumumuzda birbirini anlayan bireylerin olması dileğiyle...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

EV ARKADAŞI MI YOKSA EŞMİYİZ ?

Cuma, Nisan 11, 2007 -Kategori: soru-cevap

 

EV ARKADAŞI MI

YOKSA EŞMİYİZ ?

 

Neden evlendiniz? Neden eşiniz olan insanla evlendiniz? Bu soruya verdiğiniz cevaplar sizin kurduğunuz ailenizin mimari yapısını oluşturur. Evlilik birliğiyle kurulan ailenin sağlam temellere dayandırılması hem çiftlerin hem çocuklarının hem de toplumun ne kadar sağlıklı olacağının bir göstergesidir. Bir çift evlendiklerinde yeni bir sistem, yeni bir yapı oluştururlar. Bu yapının üç parçası vardır: İki birey (sen ve ben) ve bu iki birey arasındaki ilişki (biz). "Sen" varsın, "ben" varım, fakat bu İlişkiyi devam ettirebilmemiz için "biz" olmamız gerekir. Evlilikte 1 "biz varız" diyebilmek için, çiftlerin kendi kişiliklerinden güç alan, ortak, yeni bir "benlik" oluşturmaları gerekir. Buna "biz benliği" ya da "bizim benliğimiz" diyebiliriz. Bizim benliğimizde, benim ve senin ayrı ayrı oluşturduğu bireysel niteliklerden farklı ve ayrı bir nitelik vardır.

Evliliğin sağlıklı yürütülebilmesi, bireylerin her birinin yaşayabilmesi, kendilerini geliştirebilme imkanı bulabilmeleri ve birbirlerine baskın çıkmaları ile mümkündür. Çiftler evlilik ilişkisi içinde birbirlerinin gelişimlerini destekledikleri, kendilerini o ilişkiye ait hissedebildikleri oranda "biz" duygusunu yaşamaya başlarlar. İlişkinin doğası, bireylerin kendileriyle ilgili duygularından ve iletişim kurma yöntemlerinden belirgin şekilde etkilenecek-tir. Sağlam ve mutlu evlilik iki ayrı kişiliğin birbirini bütünleştirmesiyle gerçekleşebilir. "Biz benliği", "ben" ve "sen" yerine geçebiliyorsa, eşler evlilikte "bütüncül uyum" içindedir diyebiliriz.

Evleninceye kadar ayrı ayrı ilişkileri ve ilgileri olan çiftlerin evlendikten sonraki ilişki ve ilgileri yeni bir biçim kazanır, buna "evlilik ilişkisi" denir. Bu birlikteliğin karşılıklı anlaşmayı sağlayabilmesi, "iletişim" temeline dayanır. O halde evliliğe, "özel bir iletişim sistemidir" diyebiliriz. Evlilikte sağlıklı iletişim, eşlerin birbirlerine verdikleri mesajları doğru bir şekilde dinleyip, anlamaları ve uygun bir geri bildirimde bulunmalarıyla mümkündür.

Eşler arasındaki ilişkiyi ve iletişimi zedeleyen hususlardan biri, evlenmeden önce ilişkiye yapılan yatırımın evlendikten sonra yapılmamasıdır. O güne kadar yapılan yatırımın sonuna kadar devam edeceği inancı, ilişkileri zedeleyen bir husustur. Evlenmeden önce eşi olacak kişiye güzel sözler söyleyen, onunla birlikte olmak için vakit ayıran, onun kendisi için ne kadar önemli olduğunu vurgulayan ve onun sevdiği şeyleri düşünerek yapmaya çalışan bir çiftin, evlendikten sonra bu yaptıklarını unutması, ilişkiye vurulan bir darbedir. Sevgi, evliliği başlatan bir duygu olabilir, ama devam etmesi ve gelişmesi için beslenmesi gerekir.

Sevgi, toprağın altında gelişip, yüzeye çıkmaya çalışan bir tohumdur. Uygun gıdayı, ışığı ve suyu almazsa ölür. Nişanlılık dönemindeki sevgi ve ilgi, ancak çiftler ilişkilerinin her gün beslenmesi gerektiğini anlarlarsa evlilikte çiçek açabilir.

Sevgiyi öldüren ve körelten hususlardan ikincisi; "Beni seviyorsan, istediğim şeyin ne olduğunu ben daha söylemeden bilirsin." Bunu söyleyen çiftlere göre sevmek, eşlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını, isteklerini, duygularını bilmesi ve buna uygun davranması demektir.

Üçüncüsü ise, sevginin aynılık olduğu inancıdır. "Daima benim gibi- hissetmeli, düşünmeli ve davranmalısın. Böyle yapmıyorsan, beni sevmiyorsun demektir". Her insan kendine özgüdür. Çiftler ne kadar çok kendilerine benzer kişileri eş olarak seçseler de aralarında mutlaka farklılıklar olacaktır. Benzerliklerimiz bizi bir araya getirir; ama farklılıklarımız bizi geliştirir.

Çiftlerin farklılıklarını ayrılık ve çatışma nedeni olarak görmek yerine, birbirlerini daha iyi anlamak ve İlişkilerini geliştirmek için bir fırsat olarak görebilmeleri önemlidir. Eşimizi bizden farklı yönleriyle kabul etmek, ona değer verdiğimizin bir göstergesidir. Kendine değer verildiğini hisseden eşin, kendine olan güveni artacak ve gelişme yolunda adım atabilecek gücü bulabilecektir. Evlilik ilişkisi içinde kendini güvende ve rahat hisseden bir eş ise, daha fazla sorumluluk alarak evlilikte "biz" anlayışının oluşmasına katkıda bulunacaktır.

Nasıl bir eş istediğimiz, evlilikten ne beklediğimiz kadar, bizim de nasıl bir eş olacağımız da, kuracağımız ailemizin temelini oluşturan ve onun mimar yapısını belirleyen önemli bir husustur.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

doğru zamanda,doğru yerdesiniz...

TAKI MODELLERİ VE YAŞAMA DAİR HERŞEYİN SAKLAMA KUTUSU http://TUBANIN ARŞİVİ.blogcu.com/

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro