<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>doğru zamanda,doğru yerdesiniz...</title>
        <description>TAKI MODELLERİ 
VE YAŞAMA DAİR HERŞEYİN SAKLAMA KUTUSU

http://TUBANIN ARŞİVİ.blogcu.com/</description>
        <link>http://tubadasi.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 00:09:32 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>ÖNCEKİ YAZIMIN DEVAMI</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/onceki-yazimin-devami_3482992.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/onceki-yazimin-devami_3482992.html</guid> 
            <description>&lt;B&gt;
&lt;P align=left&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;BENDEN MY'S SPACE GRAPHİCS E&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;BU KADAR TALEBİN OLDUĞU BİR ÜLKE İLE ÇALIŞIYOR VE HALA TÜRKÇE YAZIM SÜRÜMÜ&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;KULLANIYOR OLMAMANIZ DÜŞÜNDÜRÜCÜ.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;MSJIMA GELİNCE,BENİMLE BİR SORUNUNUZ OLDUĞU,GÖNDERDİĞİNİZ UYARI MSJLARINDAN&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;BELLİ.BU NE UYARISIDIR? NEYİN UYARISIDIR? NE AMAÇLA YAPILMAKTADIR?BİLMİYORUM.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;HERNEKADAR ŞUAN EĞİTİMCİ BİR KİMLİĞE SAHİPSEMDE,SİZİN TÜRKÇE BİLMEDİĞİNİZ GİBİ,&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;BENDE YETERLİ İNGİLİZCE BİLGİSİNE SAHİP DEĞİLİM.BUNA MECBURDA DEĞİLİM.BU YÜZDEN SORUNUN&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;NE OLDUĞUNU AÇIKÇA İFADE EDEN(MÜMKÜNSE TÜRKÇE)BİRMESAJ,POSTA VB.GÖNDERİRSENİZ,DAHA&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;İYİ ANLAŞIP,ÇÖZÜM BULABİLECEĞİMİZ KANAATİNDEYİM.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;AKSİ HALDE BEN SADECE BU BİLDİRİLERİNİZİ İZLEMEKLE YETİNECEĞİM.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;SİZDEN BİRŞEYMİ SATIN ALMIŞIM? HAKLARINIZA DAİR BİR KURALIMI İHLAL ETMİŞİM,ÇİĞNEMİŞİM?&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;SİZE AİT KOD,BARKOT VB.KULLANIP,SATIP KİŞİSEL ÇIKARMI ELDE ETMİŞİM?BUNLARI FARKLI KANALLARDAMI YAYINLAMIŞIM?&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;SORUN NEDİR?ANLAMADIM GİTTİ...&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;HABİRE YAZIP DURUYORSUNUZ.BELKİDE SİZE AİT DEĞİL BU MSJLAR,BİLMİYORUM,AÇIKLAMA RİCA EDİ&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;YORUM.SÖYLEDİĞİM GİBİ,TÜRKÇE OLMASI YARARIMIZA OLACAKTIR.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;BEN TÜRKİYEDE YAŞIYORUM VE NE MUTLUKİ TÜRK'ÜM.İNGİLİZCE GÖNDERDİĞİNİZ BİR MSJI ANLAMAMI BEKLEYEMEZSİNİZ BENDEN.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;BİLDİĞİM KADARI İLE SİZE BİR TALEBİM OLMADI.&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;BİLDİĞİM KADARI İLE DİYORUM ÇÜNKÜ;BU ARALAR ETRAFTA BENDEN BİRKAÇ.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/onceki-yazimin-devami_3482992.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 01:21:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BENDEN İKİ MSJINIZ VAR !</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/benden-iki-msjiniz-var_3482934.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/benden-iki-msjiniz-var_3482934.html</guid> 
            <description>&lt;P align=left&gt;&amp;nbsp;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;BENDEN GOOGLE,&lt;BR&gt;BAŞLARKEN;ÖNCELİKLE BLOĞUMDA BÖYLE BİR DİALOG İÇERİK ÖZELLİĞİNE SAHİP,BLOG SAHİBİ İLE BİREBİR,ÖZNEL İLETİŞİM NİTELİĞİNDEKİ YAZILARI TERCİH ETMEDİĞİMİ BELİRTMEK İSTİYORUM.YANİ O YAZAN İLE OKUYAN ARASINDAKİ BİLİNMEYENLİK GİZİNİN VE BUNUN GETİRDİĞİ MERAK ÜZERİNE KURULMUŞ,SORGULAYAN BİR BLOG TARAFTARIYIM.OKUYUCU SİZİN HERŞEYİNİZİ BİLİRSE,BİR SÜRE SONRA ONDA MERAK UYANDIRMAMAYA BAŞLIYORSUNUZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.YANİ BLOĞUMU KURARKEN BAŞLANGIÇ HEDEFİM ÖĞLE ''ŞUNU YAPTIM,BUNU ETTİM,BU KEDİM,BU KÖPEĞİM,BU ÇOCUKLUK ARKADAŞIM TARZI,GÜNCE NİTELİĞİNDEKİ YAZILAR OLMAYACAK DEMİŞTİM.&lt;BR&gt;BU BİRAZDA GÖRECELİ BİR KAVRAMDIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM,YANİ BENİM BLOG İÇERİĞİM BUNU GEREKTİRİYOR,DERLEME,TOPLAMA AMAÇLI BİR DOSYA DİYELİM BEĞENMİŞİMKİ BURAYA ALMIŞIM ÖĞLE DEĞİLMİ?&lt;BR&gt;BEN BLOĞUMU DAHA ÇOK,KENDİM İÇİN OLUŞTURDUĞUM GEREKLİ,OLMAZSA OLMAZ,ELZEM,BANA BİRŞEYLER VEREN,YADA BENİ İFADE EDEBİLECEK BİLGİLERİN TOPLANDIĞI,BENİ TANIMLAYAN DEĞERLİ BİR ARŞİV OLARAK NİTELENDİRİYORUM&lt;BR&gt;GERÇİ BENDE SONRADAN KENDİ YAZILARIMIDA EKLEYEREK BU ÇİZGİNİN DIŞINA ÇIKTIM AMA YİNEDE BLOĞUMUN KURULUŞ AMACI BUDUR BELİRTMEK İSTEDİM.&lt;BR&gt;BUNU SİZLERLE PAYLAŞMAK İSE,KISACA;''BEN BUNLARI OKUDUM,ÖĞRENDİM,BEĞENDİM,ALIN SİZİNLEDE PAYLAŞIYORUM'' DEMENİN BİR İFADESİDİR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.BLOĞUMUN OLMADIĞI ZAMANDA,AYNI DÖKÜMAN,AYNI İÇERİK BİLGİLER BENDE BULUNUYORDU.ANCAK ŞUNU BELİRTMEK İSTERİM Kİ,YANLIŞ ANLAŞILMASIN,BLOG İÇERİĞİ YUKARIDAKİ İFADE ETTİĞİM GİBİ OLANLARI ELEŞTİRİYORMUŞUM GİBİ ALGILANMASIN.HER FİKRE VE DÜŞÜNCEYE SAYGI &lt;U&gt;DUYMAYA ÇALIŞIRIM&lt;/U&gt; BEN.BLOĞUMUN BİR BAŞVURU KİTABI,ANSİKLOPEDİK DEMEYELİMD.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/benden-iki-msjiniz-var_3482934.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 01:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İyice bak bu resime ve dinle...</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/iyice-bak-bu-resime-ve-dinle_3269886.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/iyice-bak-bu-resime-ve-dinle_3269886.html</guid> 
            <description>
  &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/TUBADASI_grandeimage.gif&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/TUBADASI_grandeimage.gif&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt;&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;&lt;b&gt;Şimdi sana bir yangından arta kalan kül kalıntılarını bırakıyorum. Dedi. Olsun dedi. Ağlamadı. Çünkü içinden ne çıkarsa onuda götürebileceğinden korkuyordu. Sustu. Dişini sıktı, dişi değil ama kalbi kırıldı. Uzun süre kim &amp;#8220;nasılsın &amp;#8220; dese &amp;#8220;iç güveysinden hallice&amp;#8221; diyemedi. Çünkü üzerinde bir iç güveysi ezikliği ve burukluğu vardı hala içinde onu yaşattığı için!&lt;br&gt; &lt;br&gt; Gidişi çözüm sayanlar kalamayanlardır. Kalış, bir sorumluluk bir özveri ummanına dalıştır. Gitti ama gitmek istediği için değil kalamadığı için. Hali bir paranoyak bir hasta görünümündeydi. Reteçelerinin rengi hep yeşildi ama onun içindeki ve beyninde ki alev kırmızılığına çare olmuyordu ilaçlar. Sustuğunda midesi bulanmıştı konuşmalıydı, kendi kendine kendini anlatarak teselli ederdi. Öyle yalnızlaşırdı ki bazen aynada gördüğünü başkası sanırdı. Ağladıkça müşvik bir elle kendi yanağına dokunur kendi kendine, ağlama, derdi.&lt;br&gt; &lt;br&gt; Çünkü gözlerinde gözü kalmıştı. Ağladıkça içinden onun çıkacağını düşünürdü ve mecburi ve keskin bir yutkunmayla susardı. Sonra içi ağlardı ama kimse görmezdi. &lt;br&gt; &lt;br&gt; Nerede adı geçse saçma sapan bir içdürtüyle ayağa kalkardı. Ölmüş birinin adı anılmışcasına hemen gözleri dolardı. Acı ve boğazını yakan bir yutkunmayla susardı.&lt;br&gt; &lt;br&gt; Bazıları sevmek derdi bu hale. Genelde, sevmek diyenler, bu hali uzun süreli aşamayanlar ve hiç bilmeyenler olurdu. Sadece romanlarda ve ucuz türk filmerinde gördüklerinden, sevmek, derlerdi. İşin ciddiyetine varan ciddi insanlar bnun geçici bir süre ölmek olduğunun farkındaydılar. Belki kabre koyulmazlardı, belki öte tarafı görmezlerdi ama bu dünyada ki kendilerinin kendileri için hazı.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/iyice-bak-bu-resime-ve-dinle_3269886.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Jun 2007 10:35:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>PRENSTİ, KURBAĞA GİBİ ÖLDÜ !</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/prensti-kurbaga-gibi-oldu_3269651.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/prensti-kurbaga-gibi-oldu_3269651.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;A href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/TUBADASI_petiteimage01.jpg&quot;&gt;&lt;IMG src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/TUBADASI_petiteimage01.jpg&quot; border=0&gt;&lt;/A&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Öpüştü prens olsun diye. Oysa hala kurbağa idi. Zaten prens olması saçmaydı. Çünkü onu öpen prenses değildi. Ayrıca prensi öpünce kurbağa olmayacağı gibi kurbağayı öpünce de prens olmazdı. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Prens olmadı çünkü onu öpen prenses değildi. Doyasıya öpüştü dakikalarca, bazen onlarca kez sırf prens olsun diye ama bir türlü kendini prens yapacak prensesi bulamadı hep başka dudaklardı onu öpen. Başkalaşımı dolmuş, larvasından çıkalı uzun bir zaman olmuş, bir kurbağalama sitili yüzebilen bir kurbağa.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kendinden geçercesine değil, masum bir öpücükle onlarca kez öptürdü kendini ama bir türlü prens olamadı. Boşu boşuna günaha girdi. Hiç yoktan yıprandı dudakları. Her öpüşmede başkasını aldattı. Öpüştükçe pişman oldu pişman oldukca öpüştü....&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Gece saatlerinde karşı binaların her hangi bir katında yanan ışıktan mutluluk duyabilecek kadar yalnızdı. Herkes uyuyunca o uyanırdı. O uyanınca herkes uyurdu. Yani sizin anlayacağınız, genelde yalnız kalırdı, günün o günlüğünü oluşturan saatlerde. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Onlarca kez dudaklarını yıkardı. Her öpücükte onlarca kaygı ve şüphe uyanırdı göz bebeklerinde tek amacı prens olmaktı. Çünkü o kurbağa değildi. Bir büyüydü bu ve eğer onu gerçek bir prenses öperse prens olabileceğine tüm kalbiyle inanıyordu. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Geçmiş zamanla çekimlenmiş bir fiilin yüklemliğini üstlendiği zamanlarda, herhangi bir sarayda prens olmalıydı. Baksanıza hiçte diğer kurbağalar gibi davranmıyordu. Onu bir kere bile dilini çıkartıp sinek yakalarken görmedim. Kesinlikle geçmiş zamanlarda bir prens olmalıydı. Veya genleri mutasyona uğramış bir kurbağa. Yoksa bu kadar değişikliği bir arada bulunduran bir kurbağ.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/prensti-kurbaga-gibi-oldu_3269651.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 14 Jun 2007 10:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>HAYATIN ANLAMI</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/hayatin-anlami_3260403.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/hayatin-anlami_3260403.html</guid> 
            <description>&amp;lt;a href=&quot;http://www.bum-files.com&quot;&amp;gt;&amp;lt;img src=&quot;http://files.bum-files.com/Files/GlitterGraphics/092043306e2234014.gif&quot; border=&quot;0&quot; /&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; SEVDİĞİM;&lt;BR&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;B&gt;&lt;BR&gt;Bazen insanlar düşünürler.&lt;BR&gt;Hayatın anlamı ne diye.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bunu zaman zaman ben de düşünüyorum.&lt;BR&gt;Hayatın anlamı nedir diye?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;En azından seni tanıyıncaya kadar düşünüyordum.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Gerçeklerin acı olduğunu ve&lt;BR&gt;bu yüzden biberin gerçek olduğunu anlatan&lt;BR&gt;bir espriyi anımsadım.&lt;BR&gt;Halbuki biliyor musun,&lt;BR&gt;bütün biberler tatlıdır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Zira, hayat sanıldığı kadar acımasız ve acı değil,&lt;BR&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 13 Jun 2007 11:18:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>AŞK'A MEKTUP</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/ask-a-mektup_3259519.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/ask-a-mektup_3259519.html</guid> 
            <description>&amp;lt;a href=http://www.glitter-graphics.com title='Myspace Graphics'&amp;gt;&amp;lt;img src=http://dl3.glitter-graphics.net/pub/123/123943m6dpy81pdg.gif width=299 height=67 alt='myspace layouts, myspace codes, glitter graphics' border=0&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;
&lt;P align=center&gt;&lt;B&gt;''Biliyorum kırgınsın bize&amp;#8230; Biz insanlar, seni kirlettikçe kirlettik. Seni şekilden şekile soktuk, iflah olmaz egolarımız sayesinde&amp;#8230; Biliyormusun, artık adın cinsellikle eşanlamlı kullanılmaya başladı. Kendimizden utanabiliriz!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Eski fotoğraflarda kaldın artık, küf kokulu mekanlarda&amp;#8230; Geçmişinle avutuyoruz kendimizi, kaybettiklerimize hüzünlenerek&amp;#8230; Seni özlüyoruz. Gerçek olan &amp;#8216;seni&amp;#8217; özlüyoruz! Bunca çirkinliğe rağmen, güzel kalman beklenemezdi. Bunca pisliğin içinde o temizlik çok görüldü sana&amp;#8230; &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Biliyormusun, &amp;#8216;sadakat&amp;#8217; nedir, bilmez olduk. Şimdilerde çiçek çiçek geziyoruz. Modaymış öyle diyorlar. Alışkanlık yaptı nefislerimize&amp;#8230; Sadık kalmak &amp;#8216;out&amp;#8217; diyorlar, ihanet &amp;#8216;in&amp;#8217;&amp;#8230; &amp;#8216;in&amp;#8217; ve &amp;#8216;out&amp;#8217;lar arasında bir yaşam sürüyoruz. Bize sunulanlarla yaşıyoruz. Hoşumuza da gitmiyor değil&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sana yalan diyorlar artık! Alaylı cümlelerin vazgeçilmezi olmuşsun.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Önceleri &amp;#8216;karşılıksız&amp;#8217; değer verilirmiş sana&amp;#8230; Menfaatsiz düşler kurulurmuş. Şimdi sen bir yana, selam alıp vermede dahi hesap yapar olduk biz insanlar&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Önceleri &amp;#8216;yüce duygu&amp;#8217; diye başlanırdı seni anlatmalar, şimdi ayaklar altında geziyorsun, haramzade yurdunda&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Maneviyata dair eser yok artık buralarda, senide kendimize benzettik. Var iken sen &amp;#8216;yok&amp;#8217; ettik! Kalplerde sen yerine şimdi kimler var? Bu dünya böyle işte, sana &amp;#8216;Fransız&amp;#8217; bize yerli&amp;#8230; Eski filmlerde olmasa hep unuttu.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/ask-a-mektup_3259519.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 12 Jun 2007 22:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YAŞAMAK, SEVMEK VE ÖĞRENMEK</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/yasamak-sevmek-ve-ogrenmek_3259502.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/yasamak-sevmek-ve-ogrenmek_3259502.html</guid> 
            <description>&lt;P align=left&gt;&lt;B&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil, &lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;

&lt;P align=left&gt;&lt;B&gt;onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler. &lt;BR&gt;Aşkı sıradan şeylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak &lt;BR&gt;ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Gerçek sevgi, kimin daha kârlı çıkacağını düşünmeden &lt;BR&gt;bir insana vermeyi düşünmektir. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak &lt;BR&gt;sadece çözüm bulmakla kalmayız, &lt;BR&gt;kendimizin genel sorun çözme yeteneklerimizi de artırırız. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize. &lt;BR&gt;Sevgi, eski yaraları açmak değildir, onları kapatmaktır. </description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 01:54:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KARINCANIN TAŞIDIĞI SU</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/karincanin-tasidigi-su_3259483.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/karincanin-tasidigi-su_3259483.html</guid> 
            <description>
   &lt;p align=&quot;center&quot;&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;&lt;br&gt;&amp;nbsp; &lt;/b&gt;&amp;lt;a
href=&quot;http://www.poqbum.com&quot;&amp;gt;&amp;lt;img
src=&quot;http://files.poqbum.com/Files/GlitterGraphics/page14/i65889965_2681.gif&quot;
border=&quot;0&quot; /&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;b&gt;Nemrud, İbrahim peygamber'in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapılmış.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;&lt;b&gt;Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükselmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;&lt;b&gt;İbrahim peygamber'i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler. Atacaklarmış ki Nemrud'un ne güçlü bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim peygamber.&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;br&gt; &lt;br&gt; Bu sırada bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennemi ateşe doğru.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;&lt;b&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 13 Jun 2007 18:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İNSANIN VE DOĞANIN YAPTIKLARI ÜZERİNE</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/insanin-ve-doganin-yaptiklari-uzerine_3259464.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/insanin-ve-doganin-yaptiklari-uzerine_3259464.html</guid> 
            <description>&lt;H3&gt;&lt;BR&gt;&lt;/H3&gt;Filmlerdeki gibi&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Doğa hala sürprizlerle dolu&amp;#8230; Özellikle deprem söz konusu olduğunda&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İnsanların yaptıkları ise, doğanın yaptıklarını aratacak nitelikte&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İki felaket; deprem ve savaş&amp;#8230; Biri doğa, diğeri insanın eliyle gerçekleşen ve yaşamı zehir eden&amp;#8230; İkisi de hüzün verici&amp;#8230; Yıkıcılıkları alabildiğine&amp;#8230; Bağışlanmaması gereken hangisi? İnsan eliyle yapılanlar&amp;#8230; Doğadan gelen başlıyor ve bitiyor&amp;#8230;Önüne geçemiyorsunuz, bir anda oluveren ama çok yüksek sarsıntı yaratan yaşamda, duygularda&amp;#8230;Sonucuna katlanıp daha az zararla nasıl çıkabilirsiniz, savaşını veriyorsunuz, aklınızı ve insanlık niteliğinizi kullanarak. Öbür taraftan, insandan gelenler ise yaşamınızın önemli bir sürecini mahvediyor. Üstelik de haksız yere.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bakıyorsunuz, Güney Asya mahvolmuş depremden. Arkadan gelen görüntüye de bakıyorsunuz körpecik, sevdalarının hiçbirini doyasıya yaşamamış, insan olarak dünyaya vereceklerini henüz tamamlamamış gencin ülkesini savunmak amacıyla ölüme bile bile, diri diri gitmesi&amp;#8230; Canından başka vereceği silahı olmadığından. Haksız yere işgal edilmiş ülkesini kurtarmak için&amp;#8230;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çocukları bile umursamayan, masumiyeti görmezlikten gelen, bir haksızlığı protesto etmek adına, kendileri bir başka haksızlığa neden olan rehineciler&amp;#8230; Bir yönetimin haksızlıklarına kızıp, içinde bu haksızlıkta payı bulunmayan bir çok kişinin de ölümüne sebep olan kulelere saldırılar&amp;#8230; Orada ağabeyi ölen bir gencin Türkiye&amp;#8217;ye gelip, kendi yönetimini eleştiren nitelikli bir konuşma yapması, ailesinden bir ins.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/insanin-ve-doganin-yaptiklari-uzerine_3259464.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 05 Jul 2007 02:09:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>MİNİĞİMİN BURKULAN KALBİ</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/minigimin-burkulan-kalbi_3259414.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/minigimin-burkulan-kalbi_3259414.html</guid> 
            <description>
&amp;lt;a
href=&quot;http://www.poqbum.com&quot;&amp;gt;&amp;lt;img
src=&quot;http://files.poqbum.com/Files/GlitterGraphics/page14/i65889965_2681.gif&quot;
border=&quot;0&quot; /&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;  
  &lt;p&gt;&lt;b&gt;Bugün değişik bir garip hüzün ve kırgınlık çöktü yine üzerime her yerden tuttuğum eller çekilince kalakaldım ortalıkta sanki. İnsan bir an tek düşünebilir mi dünyada kendini, işte öyle bir boşluk var dibimde ve ben boşluğa tek başıma bakıyorum gibi. Yine etraf sessizleşti, bu sessizlik beni yoruyor, düşündürüyor, en acısı üzüyor.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;b&gt;Evimdeyim ve bu sessizliğe alışamadığım bir evde, arada çıkan seslerde gördüğüm güzel minik bir yüz ve ışık saçan gözler, o miniğime bakarken sessizliği atıyorum üzerimden, dünya bir kez daha duruyor derinden. Fakat bu sefer değil kederden, bana tam da yansımayan bir bakış bir ufak gülüşten.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;b&gt;Yalnızlığa alışırsa bile bu bedenim, yanımda yumak yumak elleri ile olan miniğim bırakmıyor biliyorum yüreğimde. Sensizlik zor gelse de bakıyorum koltuğuna, arıyor gözlerim ilk anlarımızı, neşeli zamanlarımızı, böyle olması gerekiyormuş , sessiz ve sensiz.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 13 Jun 2007 19:02:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KADERİNİ KENDİN ÇİZ</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/kaderini-kendin-ciz_3259371.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/kaderini-kendin-ciz_3259371.html</guid> 
            <description>&amp;lt;a href=http://www.glitter-graphics.com title='Myspace
Graphics'&amp;gt;&amp;lt;img
src=http://dl.glitter-graphics.net/pub/28/28101k32qhcrulj.gif width=300
height=297 alt='myspace layouts, myspace codes, glitter graphics'
border=0&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Doğarken elimize tutuşturulan boş film kareleri, yaşantımızı sarıveren acı tatlı tüm olayların üzerimizdeki etkisiyle renklenip, ileride hatırlayacağımız güzellikler halini&lt;br&gt; Almaya başlayıncaya kadar biz fark etmeden doluverir. Yaşantımızın sonlarına yaklaştığımızda ise birer film şeridi gibi gözlerimizin önünden akarlar, buna bazen hüznün gözyaşları, bazen acı özlemler, bazen pişmanlıklar, bazen de unutulmaz mutluluklar eşlik eder.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;b&gt;Her yeni yol ayırımı ve verdiğimiz, vermek zorunda olduğumuz yepyeni kararlar&amp;#8230;İşte kaderimiz yada bir başka deyişle alınyazımız. Peki tüm yaşadıklarımızda, acı tatlı tüm olaylarda bizim hiç mi rolümüz, hiç mi katkımız yok dersiniz? Gerçekten de herkes kaderini mi yaşar sadece? Bence hayır. Sadece kadere, sadece alınyazısına inanmak, ona boyun eğmek olmaz. Çünkü bir yere kadar olaylar sizi alıp sürüklese de,bir köşe başında karar vermek zorunda olan yine sizlersiniz. Kendi iç sesiniz, hisleriniz ve mantığınız. Bir şekilde sağa yada sola gitmek, giderken diğer yoldaki tüm olasılıkları elinizin tersi ile itmek zorundasınız, hem de seçtiğiniz yolun size neler getireceğini bilmeden, bilemeden. Seçtiğiniz yol belki sizi bulutlarla kavuşturacak kadar size yakın olacak, belki de &quot;keşke&quot; nin o dayanılmaz kıskacı arasında bırakacak.&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 13 Jun 2007 18:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>KEŞKE DEMEMEK İÇİN</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/keske-dememek-icin_3259259.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/keske-dememek-icin_3259259.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&amp;lt;a href=http://www.glitter-graphics.com title='Myspace Graphics'&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&amp;lt;img src=http://dl9.glitter-graphics.net/pub/140/140279tiogzlwuse.jpg width=380 height=66 alt='myspace layouts, myspace codes, glitter graphics' border=0&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;''Eğer; ilerde bir gün arkanı dönüp KEŞKE demek istemiyorsan, üç şeyi doğru seç.&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;Eşini doğru seç.&lt;B&gt; &lt;BR&gt;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&lt;B&gt;&amp;lt;a href=http://www.glitter-graphics.com title='Myspace Graphics'&amp;gt;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;&amp;lt;img src=http://dl9.glitter-graphics.net/pub/140/140279tiogzlwuse.jpg width=380 height=66 alt='myspace layouts, myspace codes, glitter graphics' border=0&amp;gt;&amp;lt;/a&amp;gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Doğru eş her zaman uzun zaman flört ettiğin kişi değildir.&lt;BR&gt;Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu,&lt;BR&gt;Yaşam tarzlarının benzediği,&lt;BR&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 13 Jun 2007 23:34:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>BÜYÜKLERİN KÜÇÜK MASALI ...</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/buyuklerin-kucuk-masali_3259173.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/buyuklerin-kucuk-masali_3259173.html</guid> 
            <description>
  &lt;h3&gt;&lt;br&gt;&lt;/h3&gt;  &lt;p&gt;''Küçük bir çocukken babam bana &quot;Peter ve sihirli ip&quot; adlı peri masalını anlatırdı. Peter, çok hareketli küçük bir çocukmuş. Herkes onu severmiş; ailesi, öğretmenleri ve arkadaşları. Ama bir zayıflığı varmış.&quot;&lt;br&gt; &lt;br&gt; &quot;Neymiş?&quot;&lt;br&gt; &lt;br&gt; Peter, asla o anı yaşayamıyormuş. Yaşamın akışından tat almayı bilmiyormuş. Okuldayken dışarıda oyun oynamak istermiş. Dışarıda oyun oynarken yaz tatilini özlermiş. Peter sürekli olarak hayal kurar ve hiç bir zaman günlerini dolduran özel anların keyfine varamazmış. Bir sabah Peter, evinin yakınlarındaki ormanda yürüyüşe çıkmış. Yorulunca çimenlik bir yer bulmuş ve sonunda uyuyakalmış. Birkaç dakikalık derin uykusundan sonra, birinin ona seslendiğini duymuş. &quot;Peter! Peter!&quot; Cırtlak ses yukarıdan geliyormuş. Gözlerini yavaşça açtığında tepesinde dikilen çarpıcı bir kadın görmüş. Kadın belki de yüz yaşındaymış ve kar beyazı saçları omuzlarından aşağıya yün bir battaniye gibi dökülüyormuş. Kadının kırışıklıklarla dolu elinde ortasında bir delik olan sihirli bir top varmış ve delikten uzun, altın bir ip sarkıyormuş. &lt;br&gt; &lt;br&gt; &quot;Kadın, &quot;Peter&quot; demiş, Bu senin yaşamının ipi&amp;#8230; İpi birazcık çekersen, bir saat dakikalar gibi geçer. Biraz daha fazla çekersen, aylar hatta yıllar bile günler gibi geçer. Peter, bu keşif karşısında çok heyecanlanmış. Belki de ona sahip olabilirim diye düşünmüş. Yaşlı kadın hemen aşağıya eğilerek sihirli ipi olan topu küçük çocuğa vermiş. Ertesi gün, Peter sınıfta huzursuz ve yorgun bir şekilde oturuyormuş. Birdenbire aklına yeni oyuncağı gelmiş. Altın ipi biraz çekmiş ve kendini hızla evde, bahçede oyun oynarken bulmuş. Sihirli ipin gücünü keşfettikten sonra Peter, okul çocuğu olmaktan sıkılmış ve tüm heyecanları ile .. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/buyuklerin-kucuk-masali_3259173.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 21 Jun 2007 23:54:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YEDİ ÇARPI YİRMİ DÖRT SAAT</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/yedi-carpi-yirmi-dort-saat_3259150.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/yedi-carpi-yirmi-dort-saat_3259150.html</guid> 
            <description>
  &lt;h3&gt;&lt;br&gt;&lt;/h3&gt;  &lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Pazartesiden Pazara haftanın yedi gününden. Hepsi sanki söz birliği etmişcesine içinde bir parça hüznü, bir parça kırgınlığı, çokça acı ve gözyaşını, bir o kadar da tebessüm ve mutluluğu aynı anda barındırır. Kahkahalar attığımız bir günün akşamında göz pınarlarımızdan süzülen göz yaşlarına engel olamadığımız çok olmuştur. Yada tüm ümidimizi kaybettiğimizi sandığımız bir günün sabahında yaşadığımız güzel saatlere inanmakta zorlanırız, kalbimiz deli deli çarparken.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Aslında her biri bizleri yeni heyecanlara, yeni deneyimlere, yepyeni tatlara davet eder nefes aldığımız süreç boyunca. Kimi başta kimi sonda ne fark eder ki. Sonuçta yaşandıkça an be an, hepsi bize özel, bize ait anılarda yer etmeyecek mi?&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Haftanın ilk gününe Pazartesi demişiz bir kere, kurtuluşu yok. Özellikle çalışan kesimin, hatta öğrencilerin pek sevmediği, sevemediği gün. Tatil sonrası disiplini, çalışmayı, sorumluluklarımızı hatırlattığı için mi acaba? Geç kalkmaya, miskinlik yapmaya alışkın, dinlenmekten yorgun bedenlerin binbir zorlukla sıcacık yataklarını terk edişleri ile daha sabahın ilk ışıklarında başlar bugünü çabucak tüketme duygusu. Gün içinde, hafta sonu unuttuğumuz sıkıntılara, yığınla faturaya, iş yerindeki çekemezliklere merhabayla daha da derinleşir. Akşam olduğunda yaşanan tüm yoğunluk omuzlarınıza öyle bir.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/yedi-carpi-yirmi-dort-saat_3259150.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Fri, 22 Jun 2007 00:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>ÇİÇEK DEĞİL ÇOCUK YETİŞTİRDİĞİMİZİ UNUTMAYIN</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/cicek-degil-cocuk-yetistirdigimizi-unutmayin_3259123.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/cicek-degil-cocuk-yetistirdigimizi-unutmayin_3259123.html</guid> 
            <description>&lt;STRONG&gt;&lt;U&gt;&lt;/U&gt;&lt;/STRONG&gt;&lt;B&gt;
&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&lt;BR&gt;&amp;nbsp; &lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;&lt;B&gt;''Kapı komşum David'in beş ve yedi yaşında iki çocuğu var. Bir gün yedi yaşındaki oğlu Kelly'ye benzinle çalışan çim biçme makinasıyla nasıl çim biçildiğini öğretiyordu. Makinayı çim üzerinde nasıl döndüreceğini öğretirken eşi Jan, David'i bir soru sormak için içeri çağırdı.&lt;/B&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;&lt;B&gt;David içeri girince, Kelly makinayı çalıştırdı ve çimlerin ortasındaki çiçek tarhına daldı. Çiçek tarhı bir anda mahvolmuştu.&lt;/B&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;&lt;B&gt;David, döndüğünde gördüğü manzara karşısında çılgına döndü. Bütün komşuların çok beğendiği, emek vererek kendi elleriyle yaptığı çiçek tarhı yoktu artık.&lt;/B&gt;&lt;B&gt;&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P align=left&gt;&lt;B&gt;</description>
            <pubDate>Mon, 02 Jul 2007 08:51:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>YAŞAMIN 10 ANAHTARI...</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/yasamin-10-anahtari_3259107.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/yasamin-10-anahtari_3259107.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=left&gt;&lt;B&gt;Philip E. Humbert adlı bir psikiyatri profesörü, &quot;İnsanlara mutlu yaşamın anahtarını 10 kuralda toplayacak olsam, hangi deyişleri seçerdim&quot; diye kapsamlı bir çalışma sonrası bir liste çıkartmış.&lt;/B&gt;&lt;B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;1. Kendini tanı. (Sokrat)&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Kendi içinde yolculuk yap. Günlük tut. Kalbin, gönlün, vicdanın ne diyor? Neyi öne çıkartıyor? Dünyaya bilinçli bakmanın yolu başta bu iç yolculuktan geçmekte.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;2. Olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol. (Mevlâna)&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Dürüst ol, adil ol, hakça düşün. İçinden gelen sesin öne çıkardığı değerleri koru. Hayatta bir şeyleri korumak için ayakta kalmazsan her şey seni düşürür.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;3. En yukarda aşk var. (Aziz Paul)&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sesi müziğe dönüştüren aşktır. Aşk olmazsa, sevgi ilişkileri yoksa, ihtimam eksikse hayatın kuru bir daldan farkı kalmaz.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;4. Dünyayı hayal gücü döndürür. (Albert Einstein)&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yaptığımız her şey hayal kurarak başlar. Hayat -herkes için- hayalleri gerçekleştirmek ve yapabileceğinin en&lt;BR&gt;</description>
            <pubDate>Mon, 02 Jul 2007 08:54:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>HAYATA DAİR</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/hayata-dair_3259096.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/hayata-dair_3259096.html</guid> 
            <description>&lt;P class=MsoNormal align=center&gt;&lt;B&gt;Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat,&lt;/B&gt;&lt;B&gt;&lt;BR&gt;soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup,&lt;BR&gt;mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,&lt;BR&gt;dağlara dönmeli yüzünü insan.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli yüreğini ferahlatacak;&lt;BR&gt;yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak...&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,&lt;BR&gt;gerçekleştirmeyi denemeli!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını;&lt;BR&gt;zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da,&lt;BR&gt;O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,&lt;BR&gt;her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,</description>
            <pubDate>Mon, 02 Jul 2007 08:54:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title> ABRAHAM LİNCOLN'UN OĞLUNUN ÖĞRETMENİNE YAZDIĞI MEKTUP ÜZERİNE GÖRÜŞLER</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/abraham-lincoln-un-oglunun-ogretmenine-yazdigi-mektup-uzerine-gorusler_3259079.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/abraham-lincoln-un-oglunun-ogretmenine-yazdigi-mektup-uzerine-gorusler_3259079.html</guid> 
            <description>&lt;H3&gt;&lt;BR&gt;&lt;/H3&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Anne-babadan sonra bireyin öğrenme ve buna bağlı olarak gelişmesinde en büyük katkıyı öğretmen veya eğitmenler sağlamaktadırlar. İyi eğitilmiş ve sağlıklı bireylerin yetiştirilmesi insanın ilk örgütlü topluma geçişinden bu yana devam etmekte olup gelişmiş toplumlar gelişmenin ve yarınlara sahip olmanın biricik geleceğinin bu nesillerin omuzlarında olduğu bilinci ile ülkelerinin milli gelirinin önceliğini eğitim ve sağlığa ayırmaktadırlar. &amp;#8220;Yatırımların en büyüğü insana yapılanıdır&amp;#8221; özdeyişi bugünkü gelişmiş batı toplumlarının lafta değil pratikte uyguladıkları bir anlayıştır. &lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Gelişmiş batı toplumlarında annelerin okur yazarlık sorununun olmaması ve eğitimin sistematik bilgi akışının öğrenciye aktarmada ciddi olarak yapılması ve kişilerin bireysel yeteneklerinin geliştirilmesinde her türlü olanağın sağlandığı toplumlarda bireyler mutlu ve öz güven bilinçleri gelişmektedir. Bunu en güzel bizim Alamancı diye tabir ettiğimiz yurtdışındaki işçilerimiz her yaz ülkemize geldiklerinde geldikleri toplumun yaşam stilini şöyle anlatırlar. &quot; Kişilerde iç disiplin var, yalan söylemezler, yalakalık yok, güçlünün önünde takla atmak yok, küçük çıkarı için her türlü toplumsal kural ve ilkeleri zedeleyerek uygun olmayan isteklerde bulunma yok&quot; gibi hepimizin özlemlerini yansıtırlar. Fakat yine de bir çoğu anlattıklarının tersine kırmızı ışıkta geçerler, yere çöp veya sigara izmariti atarlar, küçük çıkarları için her yolu denerler, rüşvet teklif ederler vs. Kimsenin kötü olmadığı fakat koşulların kişiyi kötü yaptığı prensibinden hareket edersek, yukarıdaki insani sorunların, artan ekonomik kriz ve adaletsiz gelir dağılımının soru.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/abraham-lincoln-un-oglunun-ogretmenine-yazdigi-mektup-uzerine-gorusler_3259079.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 02 Jul 2007 08:55:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>GÜVERCİN</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/guvercin_3259061.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/guvercin_3259061.html</guid> 
            <description>&lt;H3&gt;&lt;BR&gt;&lt;/H3&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;''Belki de ressam olmalıydım. Güzel resimler çizebilirdim tuvallere. Van Gogh kıskançlıktan çatlardı belki, tuvaldeki renklerimin göz alıcılığını görünce. Peki ya Dali ne yapardı? Saçını başını yolardı belki, rüyalarını kendinden daha iyi resmeden biri var diye. Papirüs kâğıdına yazılmış bir mektuptu yaşamım. Rengini yaz bulutlarından almış kadar beyaz bir güvercinin kanadı altında sakladığı, ta uzaklardan getirdiği bir pusulaydı belki de yaşam. Resim, doğanın taklidi değil miydi? Ama isterdim boyamayı doğayı doğallığına dokunmadan. Sanat, haksızlığa karşı kullanılan bir silah mı? Yoksa kabullenmek mi içinde yaşadığımız haksızlıkları? Her mevsimden ayrı bir oyun çıkaran çocuklar gibi koşuşturarak yaşıyorum.&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Havanın soğuğu her şeyi kendi içine gömmüş, sıcak yaz gecelerini bekliyordu pusuda. Etrafta ne bir kuş sesi ne de bir sinek vızıltısı vardı, garip bir mezar sessizliği sarmıştı her yanı. Aşklar da uyumakta, kuşlar da, yaşamdaki canlılık da... Yorgun bir günün dinletisi ile meşgul tüm canlılar. Yüzüme fırlatılan bir bardak soğuk su ile ayılmışım şizofren sıkıntılarımdan. Hava kasvetli, günün başlamasını istemiyorum. Yorgunum, vakitsiz uyandırılmış gibi sinirliyim. Bungun derbederliğimle yokuşlara tırmanmanın zorluğuyla solumaktayım. Parklarda sessizlik, doğada suskunluk, dışarıdaki kalabalık, evdeki yalnızlık içimde uğultulu kasırgalar estirmekte. Sonbahar vurmuş ağaçların dallarını. Yürüyorum, yavaş yavaş.&lt;/B&gt;&lt;/P&gt;
&lt;P&gt;&lt;B&gt;Yarı ormanlık yarı dağlık bir tepenin eteklerindeyim. Yolumun üzerinde, bir ağacın altında oturmamı bekleyen eğr.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/guvercin_3259061.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 02 Jul 2007 08:55:01 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>çok beğendiğim bir alıntı...</title>
            <link>http://tubadasi.blogcu.com/cok-begendigim-bir-alinti_3259038.html</link>
            <guid>http://tubadasi.blogcu.com/cok-begendigim-bir-alinti_3259038.html</guid> 
            <description>&lt;H3 align=left&gt;&lt;B&gt;''İnsan beden ve ruh öğelerinden meydana gelen, canlı bir varlıktır ve yaşamını devam ettirebilmesi için bu iki öğeyi tatmin etmek zorundadır. Fiziksel olarak kendimizi nasıl tatmin edebiliriz? Örneğin; karnımızın aç olduğunu hissettiğimizde bir şeyler yememiz, açlık güdüsünü tatmin etmemizdir. Bunun yanı sıra bütün gün yapılan yoğun bir çalışmanın ardından, yorgun olduğumuzu hissedip, bir yere uzandığımızı ve hatta farkında olmadan uykuya daldığımızı hissettiğimiz görülmüştür. Daha nice böyle örnekler verilebilir. Yani kısacası insan fiziksel ihtiyaçlarını karşılayarak yaşamını devam ettirmek zorundadır.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bunun yanı sıra ruhsal isteklerimizde olmaktadır. Yine örnek verecek olursak, insan yaşadığı bu muazzam çevrenin nasıl var olduğunu bilmek istemektedir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nasıl ki ben merak ediyor ve merakımı gidermek istiyorsam, sizlerinde buna ihtiyacınız olduğuna inanıyorum. Hepimiz yaşadığımız dünyanın en küçük ayrıntılara kadar inilerek tasarlandığını ve yaratıldığını düşünmekteyiz ve böylesine muazzam bir yapıyı kendimiz gibi bir insanın yaratamayacağını da bilmekteyiz.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bu yüzdendir ki, insanoğlu ilk çağlardan beri bir tanrı ve inanış arayışına girişmiş ve farklı inanışları yani din kavramını meydana getirmiştir. Bunun ne şekilde meydana getirildiği ya da hangi inanışın doğru olduğu konumuz olmadığından kısa kesip asıl konuya geçmek istiyorum. Bizler kendimizi fiziksel olduğu kadar ruhsal olarak da tatmin etmek zorundayız.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bunu yapmak için fazla zorlanmadığımızı fark etmişizdir.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Fakat yetiştirmekle yükümlü olduğumuz çocuklarımız için aynı şeyi söylememiz mümkün değildir. Yani çocuklarımıza isteklerini gidermekte yardımcı olmak zorundayız. Eğer ki ilgi göstermezsek nasıl sonuçlar doğacağını köprü altlarına, loş ışıkların bulunduğu dar sokaklara, kenar mahallelere, bakacak olursak rahatlıkla görebiliriz. Sizce çocuklarımız ya da soka.. ( &lt;a href=&quot;http://tubadasi.blogcu.com/cok-begendigim-bir-alinti_3259038.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 02 Jul 2007 08:54:02 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://tubadasi.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>