çok beğendiğim bir alıntı...
Pazartesi, Temmuz 2, 2007 -Kategori: TOPLUM-VATANDASLIK
''İnsan beden ve ruh öğelerinden meydana gelen, canlı bir varlıktır ve yaşamını devam ettirebilmesi için bu iki öğeyi tatmin etmek zorundadır. Fiziksel olarak kendimizi nasıl tatmin edebiliriz? Örneğin; karnımızın aç olduğunu hissettiğimizde bir şeyler yememiz, açlık güdüsünü tatmin etmemizdir. Bunun yanı sıra bütün gün yapılan yoğun bir çalışmanın ardından, yorgun olduğumuzu hissedip, bir yere uzandığımızı ve hatta farkında olmadan uykuya daldığımızı hissettiğimiz görülmüştür. Daha nice böyle örnekler verilebilir. Yani kısacası insan fiziksel ihtiyaçlarını karşılayarak yaşamını devam ettirmek zorundadır.
Bunun yanı sıra ruhsal isteklerimizde olmaktadır. Yine örnek verecek olursak, insan yaşadığı bu muazzam çevrenin nasıl var olduğunu bilmek istemektedir.
Nasıl ki ben merak ediyor ve merakımı gidermek istiyorsam, sizlerinde buna ihtiyacınız olduğuna inanıyorum. Hepimiz yaşadığımız dünyanın en küçük ayrıntılara kadar inilerek tasarlandığını ve yaratıldığını düşünmekteyiz ve böylesine muazzam bir yapıyı kendimiz gibi bir insanın yaratamayacağını da bilmekteyiz.
Bu yüzdendir ki, insanoğlu ilk çağlardan beri bir tanrı ve inanış arayışına girişmiş ve farklı inanışları yani din kavramını meydana getirmiştir. Bunun ne şekilde meydana getirildiği ya da hangi inanışın doğru olduğu konumuz olmadığından kısa kesip asıl konuya geçmek istiyorum. Bizler kendimizi fiziksel olduğu kadar ruhsal olarak da tatmin etmek zorundayız.
Bunu yapmak için fazla zorlanmadığımızı fark etmişizdir.
Fakat yetiştirmekle yükümlü olduğumuz çocuklarımız için aynı şeyi söylememiz mümkün değildir. Yani çocuklarımıza isteklerini gidermekte yardımcı olmak zorundayız. Eğer ki ilgi göstermezsek nasıl sonuçlar doğacağını köprü altlarına, loş ışıkların bulunduğu dar sokaklara, kenar mahallelere, bakacak olursak rahatlıkla görebiliriz. Sizce çocuklarımız ya da sokak çocukları neden tiner koklamak, sigara, alkol, esrar hatta eroin kullanmak gibi kötü alışkanlıklara alışırlar?
Ben bunun ilgisizlikten ve şefkatsizlikten kaynaklandığı kanısındayım. Sevgili hocam Adem BİLGİÇ’ in başından geçen bir hadise beni çok etkilemişti. Sizleri de etkileyeceğini düşündüğümden buraya yazmayı uygun gördüm. Adem bey, ders arasında sınıfları dolaşırken, bir öğrencinin masaya yatıp, dalgın ve derin bir düşüncenin içinde olduğunu görür ve hemen yanına gider. Konuşmadan önce başını okşamanın daha doğru olacağını düşünür ve bu düşüncesini tatbik eder. Çocuk başını koyduğu masadan kaldırıp, gülümseyerek öğretmenine bakar. Bunun üzerine Adem bey, bu küçük öğrencinin neyi, neden bu kadar düşündüğünü öğrenmeye çalışır fakat çocuk cevap vermez. O sırada zilin çalması nedeniyle ders vereceği sınıfa doğru yola çıkan Adem Bey, az önce başını okşadığı çocuğun onu takip ettiğini hisseder. Çocuk Adem bey’in yanına geldiğinde ağzından şu soru dökülür; “Öğretmenim başımı tekrar okşar mısınız?” Bu soruya anlam veremeyen Adem bey, öğrencinin isteğini yerine getirdikten sonra derse gireceği sınıfa gider. Bu olanlara anlam verebilmek için bir araştırma yapmaya karar verir ve bu araştırmaya başlamak içinde çocuğun ailesinden başlar. Sonuç olarak, babanın işi, annenin de sürekli komşu ziyaretlerine gitmesi sebebiyle çocuğa ilgi gösteremediğini öğrenir. Peki, soruyorum size;
“Ulu önder Atatürk’ün kurduğu ve uğruna binlerce insanın can verdiği bu güzelim vatanı, doğru dürüst yetiştiremediğimiz çocuklarımıza mı emanet edeceğiz?”
Hatta ondan da önemlisi; çocuklarımıza emanet edeceğimiz bu vatanın yok olduğunu görünce rahat uyuya bilecek miyiz?
“Hayır, ben çocuğumu iyi yetiştiriyorum, gerekli ilgiyi gösteriyorum ve şefkatle yaklaşıyorum.” diyenlere bir Türk vatandaşı olarak teşekkürlerimi sunuyorum, az önce yazdığım cümleyi söylemekte güçlük çekenlerden, kararsız kalanlardan ve çelişkiye düşenlerden biraz daha gayretli olmalarını önemle rica ediyorum… LÜTFEN!!! ''
Cemal Aksu
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır