NASİHAT
Pazartesi, Haziran 2, 2007 -Kategori: UNUTMA
HERKESİN ALACAĞI BİR NASİHAT NİYETİNE...
''Aklı dışarıda bırakan hiçbir insan ilişkisi türü yoktur. Hiçbir ilişki türü de sırf akıl üzerine kurulmuş değildir.
İlişki, dünyanın en zor işidir; ancak "oluruna" bırakılabilir. İşte "bu işin oluru" için 10 emir:
1. Kabulleneceksin!
İki şeyi kabulleneceksin. Birincisi "Aramızda iktidar problemi olmasın şekerim" gibi girişimler tamamen hayalcidir; kabul edeceksin. İktidar ilişkileriyle sarmalanmış bir dünyada iktidardan, güçten büsbütün arınmış bir ilişki mümkün değildir. Kendi gücünü karşındakinin burnuna sokmayacaksın ve var olan güç dengesinin kalıcı olmayacağını bilerek içini ferah tutacaksın. İkincisi, bir insanın bir başkasını hep aynı şiddette sevmesi mümkün değildir, bunu da kabul edeceksin. Sevginin azalmasını da çoğalmasını da kalıcı olarak düşünmeyip soğukkanlı olacaksın. Az sevdiğini hissettiğinde daha çok sevmeye, çok sevdiğini hissettiğinde korkup az
sevmeye çabalamayacaksın. Her ikisi de seni lüzumsuz yere yorar.
2. İzin vereceksin!
Karşındakinin kendisi olmasına izin vereceksin; en sana uymayan yanlarını bile budamaya kalkmayacaksın. Bu çabanın sonucu başarılı olsa da onu daha az seveceksin, olmasa da,unutma. Sen de uyum sağlamak için kendini eksilten bir çabaya girişmeyeceksin. Bu hiçbir zaman sandığın kadar iyi olmaz; her zaman sandığından kötü olur.
3. Belden aşağı vurmayacaksın!
Hiçbir kavgada, asla belden aşağı vurmayacaksın. Onun kişiliğini yıkacak şeyler söylemeyeceksin; onun zaaflarını kavgada koz olarak kullanmayacaksın. Sevdiğin insanla "yenmek" için kavga etmeyeceksin. Bir insan kendisini aşagılayan bir ilişkiye uzun süre katlanmaz; katlansa bile sen böyle bir şeye katlanan birine katlanamazsın. O yüzden "yenmeye/yenilmeye" hiç başlama!
4. İki kişilik evren kuracaksın!
Kanepede uzanıp yaptığınız dedikodularla, komik küçük sohbetlerle sadece ikinizin anlayacağı bir dil ve bu dilin etrafında iki kişilik bir evren kuracaksın. Orası ilişkinin ilk kucağıdır, zedeleme. Oraya ihtimamla tatlı dedikodular ve pamuk şekeri gibi hallerini taşıyacaksın. Dünya işleri zaten ağır; sen hafifleteceksin! Sakın yanılıp da üçüncü kişilerden müteşekkil bir mahkemede ilişkinizi analiz etmeye kalkma. Bu, o iki kişilik evreni tuz buz eder. Yeniden inşası imkansıza yakındır.
5. Onun tarafını tutacaksın!
Ne olursa olsun üçüncü kişilerin yanında ve üçüncü kişilere karşı onu tutacaksın! Hiç "objektif" gibi görünmeyebilir bu sana ama zaten ilişki sübjektiftir, unutma!
6. Yıkılmayacaksın!
En ölümcül haller dışında hiçbir üzüntünde onun üzerine yıkılmayacaksın. O senin doktorun, psikologun degil, sevgilin. Kendi derdini mümkünse kendin halledeceksin. Onu asla "Bana ne kadar katlanabiliyor" ile test etmeyeceksin. Çünkü sen de bu testten geçemeyebilirsin.
7. Nitelikli" emek harcayacaksın!
"Sevgi emektir" cümlesi eksiktir. "Beni sev, birbirimizi çok sevelim" cinsinden niteliksiz bir emek sadece yapış yapış bir debelenmedir. O emeğin içine zeka katacaksın. İlişkinin ihtiyaçlarını hassas bir görü ile saptamaya gayret edeceksin. Örneğin onun yalnız kalmaya ihtiyacı varsa tepesine binip sevgi performansları yapmayacaksın.
8. Öğreneceksin!
"Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur" cinsi bir ilişki tıkanmaya mahkumdur; birlikte yeni şeyler görmeye, öğrenmeye, yeni maceralar yaşamaya bakacaksın. Gebeşlik etmeyeceksin, ilişkinin enerjiye ihtiyacı varsa, kendini akışa bırakmayacaksın.
9. Antrenman yapacaksın!
Birbirinize çok yapışıp kaldığınız anlarda derhal ufak çaplı tek başına yaşama antrenmanları yapacaksın. Ona da yaptıracaksın! Bu ilişkiye yeni enerji girişini sağlayacağı gibi seni kaybetme korkusundan uzak tutar. Sen kim olduğunu unutmamak zorundasın.
10. Dikkat edeceksin!
En önemli emir: En önemli şey ilişkiniz değil, sakın öyle zannetme. En önemli şey, o ve sensin; ayrı ayrı. İkiniz de birer insansınız; bu, sınırsız olanak ve ihtimal demek. Yani esasında gerekiyorsa, canınızı sıkıyorsa ilişkiyi de boş vereceksin! Onu işte bu kadar seveceksin.''
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ÇİÇEK DEĞİL ÇOCUK YETİŞTİRDİĞİMİZİ UNUTMAYIN
Pazartesi, Haziran 2, 2007 -Kategori: UNUTMA
''Kapı komşum David'in beş ve yedi yaşında iki çocuğu var. Bir gün yedi yaşındaki oğlu Kelly'ye benzinle çalışan çim biçme makinasıyla nasıl çim biçildiğini öğretiyordu. Makinayı çim üzerinde nasıl döndüreceğini öğretirken eşi Jan, David'i bir soru sormak için içeri çağırdı.
David içeri girince, Kelly makinayı çalıştırdı ve çimlerin ortasındaki çiçek tarhına daldı. Çiçek tarhı bir anda mahvolmuştu.
David, döndüğünde gördüğü manzara karşısında çılgına döndü. Bütün komşuların çok beğendiği, emek vererek kendi elleriyle yaptığı çiçek tarhı yoktu artık.
David tam sesini yükseltmeye başlamıştı ki, Jan dışarıya çıktı ve David'e ''David, çiçek değil, çocuk yetiştirdiğini unutma!'' dedi.
Jan, bu sözleriyle bana anababa olarak önceliklerimizin ne olduğunu çok güzel anımsattı.
Çocukların kendileri ve benlik saygıları, kırabilecekleri ya da hasar verebilecekleri herhangi bir fiziksel nesneden çok daha önemlidir.
Bir futbol topunun kırdığı bir cam, dikkat edilmediği için kırılan bir lamba ya da mutfakta elden kayıp, kırılan bir tabak zaten kırılmıştır. Çiçekler zaten ölmüştür.
Verilen bu zararı, bir de ben çocuğumu inciterek, yaşam sevincini öldürerek iki katına çıkartmamalıyım.''
KISA KISA DAN
ALINTIDIR
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KEŞKE DEMEMEK İÇİN
Çarşamba, Mayıse 13, 2007 -Kategori: UNUTMA

''Eğer; ilerde bir gün arkanı dönüp KEŞKE demek istemiyorsan, üç şeyi doğru seç.
Eşini doğru seç.

Doğru eş her zaman uzun zaman flört ettiğin kişi değildir.
Önemli olan kısa zamanda da olsa fikirlerinin uyuştuğu,
Yaşam tarzlarının benzediği,
Espri anlayışının yakın olduğu,
Zor zamanlarında hep yanında olacağını bildiğin,
Dertlerini, sevinçlerini paylaşabileceğin,
Fikirlerine, olaylara bakış açısına güvendiğin,
Senin fikirlerine saygı duyan,
Konuşmaktan sıkılmayacağın,
Hayata küstüğün zaman seni kabuğundan çıkarıp eğlendirebilen,
Gözlerine baktığında ne söylemek istediğini anladığın,
Aynı zamanda iyi bir arkadaş,
Fiziksel görünüşün dışında da seni sen olduğun için sevebilecek ve
bunu kaldırabilecek birini eş olarak seçmelisin! ! !
Dünya da böyle biri var mı? diye sorabilirsiniz şimdi. Emin ol var! Tabii ki sayıları fazla değil. Hatta hayatta insanın karşısına ya bir ya da iki kere çıkar, belki de hiç çıkmaz... Önemli olan onu fark edebilmek.
Eğer bu satırları okunduğunda aklından bu özellikleri barındıran bir isim geçirmişsen çok şanlısın. Ne olursa olsun onunla birlikte olmak için elinden geleni yap.
Çünkü bir daha onun gibisini bulma şansın çok az emin ol. Bütün aptal aşıklar gibi ilk hareketi ondan beklersen çok geç kalırsın..
Eğer bu satırlar sana böyle birini çağrıştırmıyorsa ya da şu an evliysen yapacak bir şey yok. Ama henüz bekarsan onu aramaya hemen başla! Onu fark edebilmek için sadece etrafına bakman yeterli olacaktır. Çünkü o da sana bakıyor olacak!
İşini doğru seç...

Doğru iş rahat iş değildir.
Çok kazandıran iş de değildir.
Kariyer de değildir.
Klimalı büro ortamı da değildir.
Doğru iş olmaktan zevk aldığın yerdir.
Sabahleyin kalktığında gitmekte üşenmediğin, bıkmadığın yerdir.
Tabii yanında rahatlık, para, kariyer varsa ne alan...
Arkadaşlarını doğru seç.

Çok sayıda arkadaşın olması "iyi arkadaşın" olduğunun ispatı değildir.
Güzel günlerdeki arkadaşlıklar geçicidir.
Mutluluklarının yanında, acılarını da paylaşabileceğin,
Fikirlerine ihtiyaç duyabileceğin,
Her zaman yanında olmasını isteyeceğin,
Senin madden değil manen zengin eden,
Bir tek arkadaş sana çok şeyler katacaktır.''
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Hata olsun ama yanlış olmasın
Salı, Mayıse 12, 2007 -Kategori: UNUTMA
''İş dünyasındaki bir anlayışa göre iş yapan hata da yapacaktır. Hatta daha da ileri götürelim. Bir kişi eğer hiç hata yapmıyorsa iş yaptığından bile şüphe edilebilir. İş yapılan yerde ufak tefek, bazen de büyük hatalar yapılabilir. Önemli olan hata yaptığınızı bilmeniz, bunu sahiplenmeniz, hatanızın sahipsiz bir top gibi oradan oraya atılmasına izin vermemeniz.
Hatalarına sahip çıkanlar, az hata yapma yolunda ilerleyen cesur yolculardır. Bu kişiler, iş hayatında adım adım başkalarının hatalarını düzeltmek için yükseleceklerdir. Önemli olan hem kendi, hem de başkalarının yaptığı hataları, hata olarak görebilmek, onları analiz edebilmek ve onlardan ders alabilmek. Hataların hiç beklenmeyen fırsatlara dönüşmesi de işin cabası. Thomas Edison´´´´a, 999 denemeden sonra yaptığı bininci deneyde ampulü bulmasıyla ilgili olarak şöyle bir soru yöneltmişler: 999 kez hata yapmanıza rağmen, bininci deneyi yapacak gücü nereden buldunuz? Edison şu yanıtı vermiş: "Ampulün icadı bin aşamalı bir süreçti. Hata gibi görünen ilk 999 aşama, bininci ve son aşamaya götüren öğretilerle doluydu. Eğer bu hatalar yapılmasaydı, ampulu kim bilir kim, ne zaman bulacaktı..."
Bir başka hikaye de, 3M şirketinin hataları sayesinde önemli ürünleri bugünlere getirdiği anlatılır. Ofislerde üzerine küçük notlar yazmak için kullandığımız Post-it´´´´ler örneğin, bir hata sonucu bulunmuştur. 1900´´´´lerin başında 3M şirketinin yöneticileri, araştırma geliştirme (Ar-Ge) bölümüne dünyanın en güçlü yapışkanını geliştirme talimatı verirler. Yapılan uzun çalışmalardan sonra Ar-Ge bir yapışkan geliştirir. Ancak buldukları bırakın dünyanın en güçlü yapıştırıcı olmasını, belki de en zayıfıdır. Öyle ki, küçük bir bebek bile yapıştırılan nesneyi iki parmağıyla hafifçe çektiğinde nesne kolaylıkla gelmektedir. 3M şirketi, şayet Ar-Ge ekibini hatasından dolayı cezalandırsaydı ve buluşlarını çöpe atsaydı, bugün 3M firmasını dünyaya tanıtan ve en büyük şirketlerinden birisi yapan Post-it olmayacaktı.
Başka bir büyük hata sonucunda ise 20´´´´nci yüzyılın en büyük keşiflerinden birisi olan ışığın hızının sabit olduğu bulundu. Deneyi yapan iki Amerikalı fizikçi, ışığın boşlukta yayılamayacağını ispat etmeğe çalışırken deney sonuçlarına göre teorilerindeki hatayı kabul ederek bu büyük doğruya ulaştılar. Hatta bununla Nobel ödülü bile aldılar. Pluton gezegeninin keşfi de yine bir hata sonucu olmuştur. Ayrıca uzay çalışmaları sonucu yapılan bazı hatalarla büyük buluşlar ortaya çıkıyor.
Bugün dünya şirketleri, hata yapanları cezalandırmıyor. Tam tersine, hata yapmayanları bünyelerinde barındırmıyor. Hata yapmamanın iki nedeni olabilir: Birincisi, iş yapmayanlar hiç hata yapmaz. İkincisi, risk almaktan çekinenler hata yapmaz. Hata yapma pahasına risk alma kültürü, bugünün iş dünyasında hızla yaygınlaşıyor. Hatalar böyle... Kabul edildikleri takdirde sürprizlerle ve deneyimlerle dolular. Peki ya yanlış yapmak? O başka. Hata masumdur. İyi ve faydalı olsun diye çalışılırken yapılır. Hata da kasıt yoktur. Yanlış da ise kasıt vardır. Bile bile ve art niyetle yapılır; içinde hile, düzenbazlık vardır. İşte bu, hatayla - yanlışı ayıran en önemli özelliktir. Hata iyi huyludur, yanlış ise kötü.
Hatalar affedilir, yanlışlar ise cezalandırılır. İşte bu yüzden, iş hayatındaki hatalara tolerans gösterilirken yanlışlara tepki, çok sert olmaktadır. İş hayatında işte yapılan yanlışların yanı sıra insana, çalışana yapılan yanlışlar en tehlikeli olanlardır. Bunlar hiç unutulmaz ve bu yanlışları yapanlara hiç unutamayacakları şekilde geri dönerler. Siz siz olun, hata yapmaktan korkmayın. Ama yanlış yapmaktan uzak durun. Zira yanlışın zararı, hiç tahmin edemiyeceğiniz kadar büyük ve ölümcül olabilir.''
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
DEĞERLİ OLDUĞUNUZU UNUTMAYIN...
Salı, Mayıse 12, 2007 -Kategori: UNUTMA
Bu sefer, konuşmacı “Peki bunu yaparsam” dedi ve 20$’ı yere attı, onun üstüne bastı, ezdi, kirletti. Para şimdi pis ve buruşuktu, fakat eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu.
Konuşmacı şöyle devam etti: “Arkadaşlarım, burada çok önemli bir şey öğrendiniz; burada paraya ne yaptıysam hiç önemli değil. Onu yine de istiyorsunuz, çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hala 20 dolar... Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötü hissederiz, fakat ne olduğu ya da ne olacağı önemli değil. Hiçbir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz ya da pis, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir.
Sizi sevenler sizin ne kadar değerli olduğunuzu her zaman bileceklerdir, hayatımızın değeri ne yaptığımız veya kimi tanıdığımızla değil, kim olduğumuzla alakalıdır. Her zaman elinizde olanları düşünün, olmayanları değil...''
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KENDİ KARARLARINI KENDİ VEREMEYEN,SÜRÜ MANTIĞI MENSUPLARINA...
Pazartesi, Mayıse 4, 2007 -Kategori: UNUTMA

''..İçi sıkılıyordu. Anlayamadığı bir duygu içini burkuyordu.En iyisi ona
gitmekti. O yardımcı olabilirdi.
Telefon açtı kahine imkansız, tam çıkmak üzereydim.""lütfen" dedi,kadın,
kendisini kıramayacağını düşünerek....
Çok zengindi kadın, ülkenin en zenginlerinden. Doğaüstü güçlere inanırdı ve
kahinin müdavimlerindendi...
Tabii ki kahin böyle iyi bir müşterisini kıramamıştı.Karşılıklı
oturuyorlardı.Önlerindeki suya baktı kahin,
Kaşları çatıldı, gözbebekleri büyüdü, alt dudağı düştü, kafasını kaldırıp
ona baktı "çok üzgünüm" dedi, durakladı,
belli ki söylemek istemiyordu."ne?" dedi kadın ısrarla ve kahin söyledi :
"su'da yarını göremiyorum..."yıkılmıştı kadın.
Medyum bugüne kadar hiç yanılmamıştı.yarın olmadığına göre bu gece
ölecektı.ne yapmalıydı?evine gitti,vasiyetini yazdı, biraz televizyon
izledi.Uykusu gelmişti. Son gecesiydi ve ne yapacağını bilmiyordu.en iyisi
uyumaktı.Böylece ölürken ; Hiç bir şey hissetmezdi.Yatağına uzandı, gözlerini
kapattı ve...derin bir uykuya daldı.Uyandığında güneş yeni doğmuştu,Kuş
sesleri geliyordu."cennette miyim?" diye düşündü.Herşey gece bıraktığı
gibiydi.Kalktı, sabahlığını giydi, salona indi,Herşey normal gözüküyordu
kahin bu kez yanılmış mıydı acaba?Masanın üstündeki gazeteye gözü
ilişti..
Manşette şöyle yazıyordu :
"ünlü kahin öldü"
Hayatlarını kendi kararları ile yaşamak yerine
başkalarının kararları ile yaşamayı seçenlere ...''
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
EN DELİ YAĞMUR BİLE MUTLAKA DİNER,ÜSTELİK BAKMASINI BİLİRSEK, YA
Pazar, Mayıse 3, 2007 -Kategori: UNUTMA

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
BAŞKA BAŞKA...
Cuma, Mayıse 1, 2007 -Kategori: UNUTMA
Ertesi hafta Vincenzo klupte öğle yemeğini yerken Golf derneği'nin bir üyesi yanına yaklaşmış ve "otoparktaki çocuklar, geçen hafta siz turnuvayı kazandığınız gün bir kadının yanınıza yaklaştığını ve sizinle konuştuğunu söylediler" demiş.
"Evet" demiş Vincenzo, "bunun nesi garip?".
"Garip değil tabi ki" demiş adam, " ama size bir haberim var o kadın bir sahtekarmış. Sizin gibi zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyip para koparırmış. Korkarım sizden de koparmış."
Vincenzo şaşkınlıkla " yani ölümü beklenen bir bebek yok mu?" demiş.
"Yok" demiş adam. "İşte bu hafta duyduğum en iyi haber" demiş Vincenzo.
İşte buna bakış açısı farkı diyoruz. Kimi parasını kaybettiğine üzülür ama kimi de Vincenzo gibi ölümü bekleyen bir bebek olmamasına sevinir. Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru, diğeri gökyüzündeki yıldızları görebilir. Seçim bizlere aittir...''
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İÇKİ
Perşembe, Nisan 31, 2007 -Kategori: UNUTMA
Doktorun iceriye girdigi an aklimda bir simsek cakti ve hatirladim...
O gece arkadaslarla eglenmek icin cikmistik. Sinavlarimiz bitmisti, artik onlari düsünmek zorunda degildim. Cok mutluydum ve iciyordum. Ben sarhos degildim ama dönerken arabayi kullanicak olan arkadasim sarhostu....
Arabaya bindik, icimi birseyler kemiriyordu, sanki olacaklardan haberim varmis gibi. Yol karanlikti ve biz trafik canavari olacagimizdan habersizdik. Yol kenarinda bir beyaz bir araba gördük ve arabayi kullanan arkadas kontrölü kaybetti, beyaz arabanin üstüne dogru gidiyorduk, duramiyorduk ve carptik....
Ordan sonrasini hatirlamiyorum....
Doktor gelmisti ve olanalri anlatti, arabada bir adam, bir kadin ve birde bebek varmis. Bebek ölmüs ve kadin belden asagiya felc kalmis idi. Adami sordum aldigim cevap beni dahda üzdü. Adam komadaymis! Hepside bizim yüzümüzden. Okadar emindiki arabayi kullanan arkadas ama bende sucluydum, cünkü bende binmistim o arabaya.
Birden uyandim, ve kendimi o barda buldum. Kolum duruyordu ve arkadasim artik gidecegiz diye beni dürtüklemisti. Arabaya dogru yürüdük ve ben bu arabaya binemeyecegimi anladim. Bir taksi cagirdik ve yola koyulduk. Yoldaydikki kenara cekilmis bir araba gördük beyaz bir arabaydi ve icinde bir adam, bir kadin ve birde bebek vardi....''
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
EVINIZDEKI FAZLA MOBILYALARI , KULLANMADIGINIZ KIYAFETLERI, KITA
Çarşamba, Nisan 30, 2007 -Kategori: UNUTMA
1. TOCEV 0212 280 25 11
2. ACIL IHTIYAC PROJESI VAKFI 0212 491 06 61 – 534 33 82
3. COCUK ESIRGEME KURUMU 0312 310 24 60
4. KADEV (KADIN EMEGINI DEGERLENDIRME VAKFI ) Beyoglu'ndaki vakif binasinin hemen alt katinda Nahil ismindeki dukkanda ikinci el esyalar satiliyor. 0212 292 26 72
5. www.velimolurmusun.org
6. Taksim Genclik ve Cocuk Evi. 13 – 18 yaslarindaki kiz cocuklarinin siginma evi. Herseye ihtiyaclari oluyor. 0212 251 28 18
7. Beyoglu Sosyal Yardım Mağazası 0212 251 83 44 nolu telefonu arayip adresinizi soyledginizde bir gun sonra evinizden neyi vermek istiyorsaniz alip fakirlere dagitiyorlar.
8. Umut Cocuklari Dernegi 0212 245 67 47 - 244 80 50
9. Toplum gonulleri vakfi'nin magazasina satilmak uzere hediye edebilirsiniz. www.tog.org.tr
10. TOFD (Turkiye Omurilik Felclileri Dernegi ) 0212 661 08 61
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

