BİTKİSEL BESLENME TİPLERİ

Perşembe, Mayıs 31, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

Vegan: Hiçbir hayvansal gıda tüketmezler (bazıları bal dahi kullanmaz). Bunun yanında birçok vegan, deri, ipekli - yünlü giysileri ve mezbaha yan ürünlerinden yapılmış ürünleri de kullanmaz. Birçok vejetaryen yumurta ve süt tüketirken veganlar, insanın doymak bilmeyen istekleri karşısında hayvanların eziyet çekmesiyle daha çok ilgilidirler. (Çoğu peynir türünün yapımında, danalardan elde edilen bir enzim kulanılır.)

Ovo-vejetaryen: Et, süt ve süt ürünleri tüketmezler. Yumurta yerler.

Lakto-vejetaryen: Hayvan etini yemedikleri gibi, potansiyel bir hayata son veriyor olma kaygısıyla yumurta tüketmekten de kaçınırlar. Süt ve süt ürünlerine yasak yoktur.

Ovo-lakto vejetaryen: Et yemeyip, yumurta ve süt ürünlerini tüketirler. Günümüzde en çok uygulanan vejetaryen diyetidir. Kuzey Amerika'da yapılan bir araştırmaya göre, vejetaryenlerin %90-95'i bu gruba girmektedir.

Çiğ beslenme: Veganlar gibi beslenmekle beraber, çiğ beslenenler, dogaya ve yaşama saygılarından dolayı, pişirilmiş ya da saflığı bozulmuş besinleri tüketmezler ve sadece doğadaki haliyle, çiğ olarak yenebilecek şeyleri yerler. Çiğ beslenenlere göre, sadece insan, besinlerini bozarak, doğal halini değiştirerek tüketir.

Pesketaryen: Et olarak sadece balık eti yerler. Bu diyeti uygulayanlar süt ve yumurta da tüketir.

Frutaryen: Meyveciler olarak da adlandırabileceğimiz bu grup, veganlar gibi beslenirler, fakat toplanırken bitkiyi öldürmeyen meyve sebzeleri yerler. (Elma, ağacına zarar vermeden toplanırken havuç bu gruba girmez.)

Makrobiyotik: Yin ve Yang değerler arasında denge kurarak ruhsal, zihinsel ve fiziksel yönden doğa kurallarına uyarak beslenme ve sağlıklı kalma düşüncesinden kaynaklanır. Makrobiyotik diyette yenen besinlerin yüzde 70-90'ı tahıl, yüzde 30-10`u sebze ve meyvelerden oluşur.

 

(DEVAM EDECEK...)

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

VEJETARYENLERE UYARI !!!

Pazartesi, Mayıs 28, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

''Dengeli bir şekilde sebze ve meyve ile beslenen vejetaryenler, sağlıklarını garanti altına alıyorlar. Üstelik yüksek tansiyon, kanser, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığı riskini de azaltıyorlar, fakat yanlış yapılan vejetaryenlik diyeti birçok hastalıklara yol açıyor.

Beyaz veya kırmızı et yememe konusunda ısrarcı davrananlar, doğal olarak sebze yemeklerini tercih ediyorlar. Hemen her gün meyve ve sebzenin faydaları konusunda gazete veya dergilerde birçok haberler yazılıyor. Fakat sadece meyve ve sebzeyle beslenen vejetaryenlerin bu konu da çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü sağlıksız, bilinçsiz ve düzensiz bir şekilde uygulanan vejetaryenlik diyeti birçok hastalıkların oluşmasına zemin hazırlıyor. Ancak dengeli bir vejetaryenlik diyeti uygularsanız ömrünüz boyunca hiçbir şekilde et yemeseniz bile sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz. Hatta birçok hastalık taşıma riskini en aza indirgeyebilirsiniz.

 

Protein alımı şart


Vejetaryenlerin sağlıklı beslenmesi için günlük almaşı gereken belli başlı besin grupları vardır. Vejetaryenler protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineral içeren besinler tüketmelidir. Vejetaryen beslenmede en önemli açık protein eksikliğidir. Dolayı ile bu açığın kapanmasında kurubak-lagiller büyük rol oynar. Kurubaklagiller ve soya, adeta protein deposudur.

 

Yanlış beslenme anemi'ye yol açar


 Yanlış beslenen vejetaryenlerin birtakım rahatsızlıklara çok daha kolay yakalanır.

 Bunların basında ve en sık rastlananı ise aneminele'dir. Eğer düzensiz beslenen bir vejetaryenseniz mutlaka vücudunuzda demir eksikliği yer alır. Demir miktarı yeterli değilse de kansızlık adı verilen rahatsızlık oluşur. Ayrıca B 12 vitaminin yetmezliği sonunda anemi oluşur. Vejetaryen enerjiyi yetersiz alıyorsa zayıflık, halsizlik, düşük tansiyon gibi rahatsızlıklar meydana gelir.

 

Sebzeye geçiş yolu


Bir etobur olmaktan vazgeçip vejetaryen olmak istiyorsanız dikkat etmeniz gereken noktalar var. Etle birlikte gelen besinlere alışmış olan vücudunuzun eksiklik hissetmemesi için beslenme programınızda ani bir değişiklik yapmaktan kaçınmalısınız. Vejetaryen tip beslenmeye geçişin sonucu olarak lifli yiyeceklere yüklenmeniz ilk başlarda bağırsaklarla ilgili problemler yaşamanıza neden olabilir. Lifli besinlerin hazmı uzun zaman aldigından bu tür yiyeceklerle doyma duygusu daha kolay sağlanır. Sebzeler lif açısından oldukça zengindirler. Lifli gıdalar yeterli miktarda tüketilmediği takdirde kalp rahatsızlıkları, gut, şeker hastalığı gibi sorunların ortaya çıkma riski de artar.

 

Sağlıklı bir vejetaryen


Vejetaryenlerin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için gerekli olan tüm besinlere diyetlerinde yer vermeleri gerekir. Sağlıklı yaşam için gerekli besinler alınmadığı takdirde vücudunuz çeşitli yollarla işlerin yolunda gitmediği haberini verecektir. Etyemezlerde en sık görülen rahatsızlıkların basında ise anemi (kansızlık) geliyor. Bitkisel besinlerin çoğunda demir bulunmasına rağmen, bu demirin vücudun kullanabileceği formda olmaması sebebiyle anemi şikayetleri ortaya çıkabilir. Anemiye karşı alınabilecek en etkin yöntem demir haplarıyla vücuda takviye yapmak. Demir ihtiyacınızı bezelye, maydanoz, fındık, brokoli ve kuru meyve yiyerek de sağlayabilirsiniz. Yumurta, süt, peynir gibi sadece hayvansal kaynaklı besinlerden alınabilen B 12 vitaminin! de hap şeklinde alabilirsiniz . Ayrıca vegan gibi çok sıkı vejetaryen olanlar, vücudu proteinsiz bırakmamak için yeterli miktarda soyalı ve tahıllı besinler almaya özen göstermeliler. Kalsiyum ihtiyacınızı ise tahin, badem ve süt ürünlerinden sağlayabilirsiniz.

Aneminin ilk belirtileri:

1. Kan şekerinin düşmesi

2. Tansiyon düşüklüğü

3. Yüz solgunluğu

4. Aşırı derecede üşüme

5. Açlığa dayanmama

Düzenli ve bilinçli bir şekilde beslenen vejetaryenlerde;

1. Yüksek tansiyon

2. Kanser

3. Damar Tıkanıklığı

4. Safra taşı oluşumu

5. Şeker hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklar nadir görülebilir.

Hatta hayatları boyunca et yemeseler bile dengeli bir şekilde beslenmeleri kolestrol ve kalp hastalıkları taşıma riskinin en az seviyeye indirgiyebilir. Mısır gevreği ve fıstık ezmesi gibi mutlaka tüketmesi gereken yiyecekler grubundandır. Et yerine alternatif olarak sunulan, yüksek proteinli sebze ve besinler tüketmelidir.

Bitkisel yiyeceklerle,sebze ve meyveye dayalı beslenen kişilerin, diğerlerine oranla daha az kansere yakalandığı biliniyor.

1. Fındık, tahıl ve bazı tohumlar kansere karşı koruyucu etkiye sahiptir.

2. Kiraz ve lavanta çiçeğinde bulunan "peril alkol" pankreas tümörlerini küçültür.

3. Turunçgillerin kabuklarında bulunan limonen göğüs kanserinin gelişmesini engeller.

4. soğan, sarımsak, brokoli, lahana, karnıbahar, domates, havuç, soya fasulyesi, bezelye baklagiller, tüm tahıllar, yeşil çay, kırmızı şarap, fındık, üzüm, turunçgiller ve kiraz sağlıklı bir beslenme de vezgeçilmezler arasında mutlaka yer almalıdır.''

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İçinde 18 doktor saklanan çorba!

Cuma, Mayıs 18, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

''Uşakın ilk sakinleri olan Lidyalılar, 10 yıllık zor bir kuraklık dönemi yaşar... İnsanlar açlıklarını unutmak için kendilerini oyuna verirler. Bir gün sabahtan akşama kadar oyun oynarlar, ertesi gün az az da olsa bir şeyler yerler. Ve on yılı böyle atlatırlar... Hatta, bugün bile Uşakın bazı köylerinde çocukların sokakta taş ve kemiklerle oynadıkları aşık oyunun Antik dönemden kalma olduğu düşünülüyor. Bu iddianın kaynağı Uşakın yurtsever bilim adamı, Arkeoloji Müzesi Müdürü Kazım Akbıyıkoğlu, bizim okuduğumuz yer ise, her sayısını biraz daha nefis bir yeme-içme kültürü dergisi haline getiren, Nilhan Arasın yayın yönetmenliğinde çıkan Metro Gastro Dergisi. Piyasada satılan bu dergide Anadolu Mutfağı yaşatılıyor diye daha önce de yazmıştım. Son sayı Uşaka ayrılmış. Bizim de meraklısı olduğumuz Uşak yemek kültürü gayet güzel anlatılmış. Uşak deyince, Eşme-Karahallı deyince akla önce tarhana geliyor. Tarhananın en azından bin yaşında bir çorba olduğu kanıtlanmış. Hem de içinde taşıdığı 18 doktorla... Önümüzdeki günlerde herkes evinde tarhana yapabilir. Aslında kışın içilen bu çorbaya ilişkin bilgileri haziran ortasında yayımlamamızın nedeni de bu. Orta Asyadan Anadoluya gelen Türklerin pastırmayla birlikte getirdikleri bir ürün olan tarhana ve onunla yapılan çorba... Uzun süre saklama tekniklerinden biri olan kurutmayla üretildiği için 1 yıl, hatta üretim kalitesine ve saklama koşullarına göre birkaç yıl da saklanabiliyor. Uşaklı Mustafa Yeldanlının verdiği tarife göre domates, biber, soğan, kuru nane ve yoğurt özlü un ile yoğurulur. Üç hafta boyunca karıştırılarak havalandırılır. Mayalanma süresi sonunda yazın gölgede kurutarak irmik haline getirilir, bez torbalara doldurulur. Mustafa Beye göre, tarhana zevk alınarak içilen bir çorba. İçine ekmek doğranabilir, sarımsak, kuru fasulye ve nohut yemekleri de eklenebilir. Tarhana, içerdiği besin değerleri, aile içinde yardımlaşma ve dayanışmayı artırıcı niteliği, toplum sağlığına olan katkıları ile övünmemiz gereken bir çorba. Uşaklılar, Bu çorbanın içinde 18 tane doktor var diyorlar. Hekimler de, A, B, B1, B2, B6, C, D, E, K, N, PP vitaminleri ile protein, kalsiyum ve demir içerdiğini söylüyorlar... Uşakın diğer yörelerimizde olduğu gibi olmazsa olmaz özel gün yemekleri var. Örneğin keşkek her törenin baş yemeği. Gelin alırken, asker uğurlarken, bayramda, düğünde, ölümde, mevlit okunduğunda mutlaka keşkek karılıyor. Ege ve Orta Anadolu etkisindeki Uşak mutfağının esası, ot-bitki yemeklerinden çok tahıl ve erkeç denilen erkek keçi etine dayanıyor. Ne var ki keçi üretimi giderek azalıyor, çünkü ormanlara zararı saptandığı için koyun üretimi destekleniyor. Keçi veya koyun etinden yapılan çömlek ve salçalı et (haşlama) Uşakın vazgeçilmez yemeklerinden. Kurban bayramlarında yapılan Ebem Köftesi ise kurbanda kesilen deve veya sığır etinin dövülmesiyle yapılıyor. Hamur işlerinde döndürme denilen, bir tür ıspanaklı börek yapılmadığında boşanma nedeni sayılırmış. Cendere, yumurta, sıvı yağ, süt ve birkaç damla limon suyu ile yapılan, baklavaya çok benzeyen bir tatlı. Baklavadan farkı, nişasta ile açılması ve şekli... Ulubeylilere ait demir tatlısı ise, adını, yapıldığı demir kalıplardan alıyor ve biz bugün size bu tatlının tarifini sunuyoruz. Bu dergide okuduğumuz Hardaliyenin öyküsünü ise önümüzdeki haftalarda yine gündeme getireceğiz. Dergide okuduğumuz, Mehmet Kahyaoğlunun Rönesans resimlerinde yemek ve Ahmet Uhrinin Sıcak bir keyif için çay ve şeker başlıklı yazıları ise gerçekten de çoğunu ilk kez öğrendiğimiz bilgiler taşıyor... Uşak demir tatlısı Malzeme: 750 gram un, 3 bardak su, 5 yumurta, 5 çay kaşığı amonyak, azıcık tuz. 5 bardak şeker, yeterince su. Hazırlanışı: Un, yumurta, amonyak, su eklenerek az tuz ile yoğurulur. Öte yanda 5 bardak şekerle koyu kıvamlı bir şerbet hazırlanır. Yumuşak karışım demir kalıplara alınıp bolca kızgın yağa atılır. Yağa girince kalıptan çıkan hamurlar kızarınca koyu şerbete batırılıp tepsiye dizilir. Günde yedi öğün meyve ve sebze yiyin Memorial Hastanesi Diyet ve Beslenme Uzmanı Seçil Kenar, yaz aylarında günde 6-7 öğün meyve ve sebze tüketilmesi gerektiğini belirterek beslenirken nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlattı: Başta kanser, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları gibi birçok hastalığın önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlık gibi hastalıkların engellenmesinde meyve ve sebzeler büyük rol oynuyor. Bu antioksidanlardan zengin meyve ve sebzelerin tüketilmesine de özen gösterilmeli. Yeşil biber, maydonoz, çilek, erik gibi meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan C vitamini de antioksidandır. Yumurta, süt ve türevleri, havuç, kayısı gibi besinlerde bulunun A vitamini ve tahin, kurubaklagil, fındık, badem gibi yağlı tohumlarda bol miktarda bulunan E vitamini antioksidandır. Bu gıdaların özellikle yaz aylarında sıkça tüketilmesini öneriyoruz. VİTAMİN DEPOLARI Üzüm: Vücudu zararlı madde etkilerine karşı koruyan, fitokimyasallardan flavonoidleri içerir. Kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyucu etkisi olan üzümü bol bol tüketin. Karpuz: İçerdiği laykopen maddesinin, kansere karşı koruyucu özelliği olduğu bilinen A ve E vitaminlerinden daha etkili olduğu saptanmıştır. Kayısı: İçindeki beta karoten adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önler. Bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki beta karoten oranı da o kadar yüksektir. Domates: Özellikle laykopen yönünden zengindir. Laykopenin antioksidan etkisi nedeniyle göğüs, sindirim sistemi, mesane ve deri kanseri. riskini azalttığı biliniyor. Biber: Bol miktarda A ve C vitamini içerir. Çilek: A, B1, B2, C, K vitamini, protein, şeker, meyve asidi, demir, fosfor, sodyum, kalsiyum ve potasyum açısından zengindir. Şeftali: A ve C vitamini kaynağıdır. Kaynak : Nedim Atilla (Akşam)''

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

KAHVALTININ İNSAN YAŞAMINDAKİ YERİ

Perşembe, Mayıs 17, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

                                        KAHVALTI


''Kahvaltı salt açlığı gidermez. İnsanın kafasını da çalıştırır. Vücudun diğer organları gibi beynin de iyi çalışması için beslenmesi gereklidir. Bu konuda yapılan araştırmalara göre ister çocuklar olsun ister büyükler olsun kahvaltı edenler, gerek çalışırken gerekse okulda, dikkatlerini yapmakta oldukları iş üzerinde toplamakta ve öğrendiklerini akıllarında tutmakta kahvaltı etmeyenlere oranla daha avantajlı durumdadırlar. Kahvaltı edenler sabahtan karınlarını sağlığa uygun gıdalarla doyurdukları için öğlen üstü acıkıpta iki yemek arasını da kızarmış patates veya bisküvi gibi yağlı gıdaları atıştırmaktan kaçınırlar.

Hal böyleyken, çocukların ve gençlerin de içinde bulunduğu bazı kişiler, kahvaltı etmeye vakitleri olmadığını söylerler. Sözümona sabah kalkıp işe veya okula gitmek için hazırlanmak zaten başlı başına bir uğraş oldugundan kahvaltıya ayıracak zaman yoktur. Aynı sorun sizin eviniz için de geçerliyse, evde işe veya okula giderken yolda yemek için sağlığa uygun hazır gıdalar bulundurun. Kepekli undan yapılmış ekmekler, içinde kuru meyve olan ekmekler, taze meyve, küçük bir poşet içinde tuzsuz kuruyemiş, bir küçük karton yoğurt veya hazır lop yumurta sağlığa uygun seçeneklerdir. Evden çıkmakta acelesi olan çocuklar veya büyükler için miksere biraz süt veya kalsiyumu bol soya sütü, yumuşak bir meyve, biraz bal veya yoğurt koyarak karıştırın. Bu içecek kahvaltı yerine geçebilir.

Çocuklar okula giderken yolda şeker, tatlı bisküvi, çikolata veya kızarmış patates yemek için yalvarıp ağlıyorlarsa tutumunuzu degiştirmemeye çalışın ve onlara bu tür gıdaların sağlığa uygun kahvaltılık gıdalardan olmadıklarını ve bunların içinde çocukların güçlü ve sağlıklı olarak büyümelerine yarayacak hiçbir şey bulunmadığını söyleyin.

Kahvaltı etmenin diğer iyi bir yönü de vücuda posalı gıdaların girme olanağıdır. Yaşınız ne olursa olsun kabızlığı ve diğer ciddi hastalıkları önlemek için bol bol posalı gıdalar yemek gereklidir. Özellikle kepekli ekmek, pirinç, yulaf, diğer tahıflar ve meyvelerin posası bol olduğundan kahvaltıya dahil edilmeleri gereklidir. Marketlerde satılan kahvaltılık tahılların çoğu bu açıdan iyidir. Ancak bu gıdaların bazılarının içinde aşırı miktarda yağ, şeker veya tuz bulunmaktadır. Kahvaltılık tahılların hangilerinin sağlığa daha uygun olduğunu belirlemek için etiketlerinin üzerindeki tablodan (nutrisyon paneli) besleyici maddelerin neler olduğunu dikkatle okumak gerekir. Tablonun bu kısmı üçe ayrılır. Sizin için önemli olan ilk iki sütunda verilen bilgilerdir. Birinci sütunda yağ, şeker, gıdanın posa miktarı ve sodyum yazılıdır. İkinci sütunda bazı sayılar verilmiştir. Yağ (fat) yazısının karşısında 2,5 gram veya daha az diye yazılıysa bu kahvaltılığın içinde az yağ bulunmaktadır. Gıda içindeki posa miktarı (Dietary fibre) yazısının karşısında en az 1.9 gram yazısı varsa bu kahvaltılık posa bakımından zengindir. Çeşitli şekerler (Sugars) yazısının karşısında 5.5 gramdan daha az yazısı varsa bu kahvaltılığın içinde az şeker var demektir. Sodyum yazısının karşısında 36 miligramdan daha az yazısı varsa bu kahvaltılığın içindeki tuz miktarı az demektir. Bu niteliklere sahip olan bir kahvaltılık sağlığa uygun demektir.

Kahvaltılık tahılların içine taze veya kurutulmuş meyveler de eklerseniz kahvaltıyı hem besleyici maddeler hem de posa bakımından daha zenginleştirmiş olursunuz.

Kahvaltı yemek rejiminize demir ve kalsiyumun girmesini de saglar. Herkesin, özellikle de çocukların ve kadınların bu besleyici gıdalara gereksinimleri vardır. Ekmek ve tahıllarda ve marketlerde satılan kahvaltılık tahılların bazılarında fazladan eklenmiş demir bulunmaktadır. Kahvaltılık tahılların üzerine az yağlı süt veya kalsiyum takviyeli soya sütü dökerseniz kemiklerinizi güçlendirmek için fazladan kalsiyum alırsınız. Kadınlar için kahvaltıda ekmek veya tahıllardan yapılmış kahvaltılıklardan yemek her gün vücutları için gerekli olan folat vitaminini almanın en iyi yoludur. Gebelikten önce ve gebelik süresince bu vitamini almak bebekte doğuştan olma sakatlıkları önlemektedir.

Yumurtanın da iyi bir kahvaltılık olduğunu unutmayınız. Yumurtanın içinde birçok önemli besleyici madde vardır. Yumurtanın içinde kolesterol olmakla birlikte kanınızdaki kolesterolden bir şikayetiniz yoksa bu sorun değildir.

Kolesterolünüzü doktorunuz ölçebilir. Genel yemek rejimi az yağlı olmak koşuluyla, gerek çocuklar gerekse büyükler günde bir yumurta yiyebilirler.

Kolesterolünüz yüksekse genel yemek rejiminiz az yağlı olmak koşuluyla haftada üç dört yumurta yiyebilirsiniz.''

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yeşil erik binbir derde deva

Çarşamba, Mayıs 16, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

Yeşil erik binbir derde deva

Uzmanlar, yeşilden sarıya, kırmızından mora kadar çeşitli renkte ve tatta olan eriğin birçok derde deva olduğunu belirtiyor. Market, manav ve pazarlarda tezgahları süslemeye başlayan yeşil eriğin bol miktarda B vitamini içerdiğini ifade eden uzmanlar, "Erik, kansızlığı giderir, iştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Romatizma, mafsal kireçlenmesi ve nikriste faydalıdır. Ateş düşürücü etkisi de olan erik, diş temizliğine de yardımcı olur. Regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terleticidir. Tuzsuz rejim yapan ve romatizma rahatsızlığı olanlara iyi geldiği bilinmektedir. Kalp ve böbrek hastalıklarına, karaciğer hastalıklarına karşı B vitamini ihtiva eden erik, bu özelliği sayesinde sinir sistemini takviye eder. Çekirdekleri ise bağırsak solucanlarını düşürmekte kullanılır" dedi.

Türkiye'deki en tanınmış erik çeşitleri can eriği, papaz eriği, mürdüm eriği ve tatlı üryani eriği olarak biliniyor. Türkiye'nin hemen her yöresinde yetiştirilen erik, daha çok taze meyve olarak tüketildiği gibi komposto, hoşaf, şurup, pekmez, reçel, marmelat veya kurutularak saklanıyor. İlkbaharda çıkan eriğin yeşil, kırmızı ve sarı meyvesi sonbahara kadar, kurutulmuşu da yıl boyunca tüketilebiliyor.

Latince adı "Prunus domestica" olan erik, en eski yazılı belgelere göre 2000 yıldır biliniyor. Kafkasya ve Hazar Denizi çevresinden dünyaya yayıldığı sanılan eriğin erkenci döneminde çıkanına "can eriği", yaz ortalarında olgunlaşanına "Japon ya da İtalyan eriği" deniyor. Ağustos'ta olgunlaşmaya başlayan "Avrupa eriği" ise Ekim ayına kadar yenebiliyor. 


Kaynak : İHA

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

DOĞRU BESLENME NASIL OLUR?

Salı, Mayıs 15, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

 

MADEM DİYET KONUSUNDA SİZLERE ELİMDEN GELDİĞİNCE YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞACAĞIM,İŞE ÖNCE DOĞRU BESLENME NEDİR ? BUNUN TANIMINI YAPARAK,KAVRAYARAK BAŞLAMANIN DOĞRU OLACAĞI DÜŞÜNCESİNDEYİM.BUNU YAPARKEN,BİZE ÜNİVERSİTEDE ÖĞRETİLEN ,AKADEMİK ANLATIM VE İFADELERDEN ÇOK,KOLAY,ANLAŞILABİLİR , AÇIK VE SADE BİR DİL KULLANMAYA ÇALIŞACAĞIM.NEDE OLSA AMACIM DERS KİTABI YAZMAK DEĞİL ÖĞLE DEĞİLMİ ?BENİM SADELEŞTİRDİĞİM / BASİTE İNDİRGEDİĞİM BİR İFADE İLE

BESLENME;

 BÜYÜME,GELİŞME VE YAŞAMIN SÜRDÜRÜLEBİLMESİ AMACIYLA,BESİNLERİN VÜCUDA ALINARAK,ÇİĞNEME,SİNDİRİM GİBİ İŞLEMLER YOLU İLE KULLANILARAK,BAĞIRSAKLAR KANALIYLA VÜCUTTAN ATILMASIDIR.BU İŞLEMLER VÜCUTTA GERÇEKLEŞİRKEN,BESİN VÜCUTTA OLUMLU YADA OLUMSUZ DEĞİŞİMLERE UĞRAR.YANİ,SİZİN KİLO ALMANIZDAN YAĞ SUÇLU DEĞİL,YAĞIN VÜCUTTA GEÇİRDİĞİ YOLCULUK SONUCU ÇEŞİTLİ DOKU VE ORGANLARA YERLEŞMESİ ( BAYANLARDA JENOİD YANİ BAŞKA BİR İFADE İLE ARMUT VÜCUT TİPİ, -YAĞLARIN DAHA ÇOKBASEN VE BU BÖLGELERDE YERLEŞMESİ - SONUCU,ERKEKLERDE ANDROİT YANİ BAŞKA BİR İFADE İLE ELMA VÜCUT TİPİ, - YAĞLARIN DAHA ÇOK GÖBEK VE BEL ÇEVRESİNDE TOPLANMASI - SONUCU  Kİ;BU EN TEHLİKELİSİDİR, BU BÖLGE KALBE EN YAKIN KISIMDIR VE KALP KRİZİ RİSKİ DAHA FAZLADIR.)SORUMLUDUR.Vücut tiplerini ve bu tiplerin oluşum nedenlerini ileride detaylı anlatıcam.Konuya yada diyetin herhangi  bir özelliğine -  kendinize yönelik ,soru ve sorunlarınızı bana yazabilirsiniz.Elimden geldiğince hepsini yanıtlamaya çalışacağım.

 

YAĞ HEP KÖTÜMÜDÜR,

 

HİÇ FAYDASI YOKMUDUR,

 

NE İŞE YARAR?

 

(devam edicez...)

Elbette yağlarında vücut çalışmamız için birçok görevi vardır.Örneğin bazı vitaminler

 

yanlızca yağda eriyerek vücut için yararlı hale gelir.( A,D,E,K ) Vücudumuzun başlıca

 

 yakıt ve enerji kaynağıdır.Bilinenin aksine ,yağlar yavaş sindirilip miğdeyi geç terk

 

ettiklerinden,tokluk hissi yaratarak çabuk doymamızı sağlarlar.Bu özelliğindendir

 

ki,diyet yemeklerini tatsız-tuzsuz bulur ve''hiç doymadım'' deriz.Ozaman İŞTE İLK ipucu;

 

 1- İyi ve başarılı bir diyette yağ

 

tamamen kesilmemelidirki

 

 çabuk acıkmayalım. 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

DİYET KONUSUNDA TEMEL BİLGİLER

Salı, Mayıs 15, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

Diyete başlıyorsunuz yada artık kilo sorununuza bir çözüm bulmanın vakti geldiğini düşünüyorsunuz.Öncelikle bilmeniz gereken şu bilgileri okumanızı öneririm.

 

Vücudumuza aldığımız besinlerin farklı grup katagorileri vardır.Yani başka bir deyişle yediğimiz yiyecekler şu gruplara ayrılır.

1- Proteinler:  Et,süt,yumurta ve bazı kurubaklagiller bu gruba girer.

Proteinler vücudun yapı taşlarıdır,olmazsa olmazlarıdır.Vücut dokuları için gereklidir.Hastalandığımızda,bilinçsiz diyet uygulamalarında,yetersiz protein alımına bağlı olarak,saçlarımızın dökülmesi,tırnaklarımızın kolay kırılabilmesi ve daha bir çok vücut yapısal fonksiyonlarındaki ilerde anlatacağım olumsuz değişimler bu yüzdendir.(devam edicez...)

 

2-Kurubaklagiller: Mercimek,nohut,kuru fasulye,buğday,pirinç vb. bu guruba girer.Özellikle mercimek bitkisel kaynaklı proteindir ve bir çok literatürde et grubu içerisinde incelenir.Ete göre daha ekonomik olduğu için ''fakirin eti''diye ismlendirilir.Hatta üniversite yıllarımda beslenme dersi için ''et alamıyorsan,mercimek ye'' sloganlı bir kampanya düzenlediğimizi hatırlıyorum.Öyleki ilerleyen konularda detaylı bir şekilde anlatacağım soya fasulyesi,bitkisel kaynaklı olmasına rağmen,etin birkaç katı proeine sahiptir ve besin değeri ete göre daha yüksektir.

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BESLENME VE DİYET SORULARINIZI BANA YAZABİLİRSİNİZ...

Salı, Mayıs 15, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

MESLEĞİM BESLENME VE DİYETETİK OLDUĞU İÇİN,YAZINDA YAKLAŞTIĞI ŞU GÜNLERDE DİYET ÜZERİNE BİR KATEGORİ EKLEMEK OLMAZSA OLMAZ OLDU.UZUNCA BİR SÜRE İSTEMİŞTİM ,GÜNÜMÜZDEKİ PİYASADA, YADA KULAKTAN KULAĞA DOLAŞAN ,KULAKTAN DOLMA,YALAN-YANLIŞ,BİLİNÇSİZ VE GERÇEK DAYANAĞI OLMAYAN BİLGİLER YIĞINI ARASINDA,İNSANLARI BİLİNÇLENDİRECEK , KİLO KONTROLÜ/SAĞLIKLI ZAYIFLAMA ÜZERİNE BİR KİTAP YAZMAYI.ANCAK KARIŞ KARIŞ TÜRKİYEYİ DOLAŞMAKTAN,O TAYİN/BU ATAMA DERKEN,HAYAT-EŞ-ÇOCUK-TOPLUMSAL ROLLER vb. SORUMLULUKLARDAN DOLAYI BİR TÜRLÜ FIRSAT OLMADI.BESLENME VE DİYET 'E YÖNELİK TÜM SORU VE SORUNLARINIZI BESLENME KATEGORİSİNDE CEVAPLAMAYA ÇALIŞACAĞIM.AYRICA BESLENMEYE YÖNELİK TEMEL BİLGİLERİDE BURADAN BULABİLİRSİNİZ.YARDIMCI VE FAYDALI OLABİLMEK DİLEĞİ İLE...

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kırmızı biber kanserle savaşıyor

Pazartesi, Mayıs 14, 2007 -Kategori: BESLENME-DIYET

''Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan “kapsaisin” maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.


Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak “apostosis”i veya hücre ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı hücrelere zarar vermiyorlar.

Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser hücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek, “Tüm kanserlerin (Aşil topuğunu) keşfettiğimizi düşünüyoruz” diye konuştular.

Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti. Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek, “Bu, kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu gösteren bir durum” dedi.

Türkiye’de sıklıkla tüketilen acı kırmızı biberde de yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu hekimlerce daha önce dile getirilmişti.

TÜRKİYE VE ABD’DEKİ ÇALIŞMALAR

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi’nde geçen yıl yapılan bir araştırmada da acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmişti.

Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, çalışmalarının sonuçlarına göre, kırmızı biberin içerisinde bol miktarda bulunan kapsaisin maddesinin insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini ifade etmiş, “Ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisini P- maddesi yok ediyor, kanser önleyici etkisini ise içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor. Ayrıca kırmızı biber kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip. Sanıldığının aksine kırmızı biber zayıflatıcı etki de gösteriyor” diye konuşmuştu. Yılmaz, bu faydaların sağlıklı kurutulmuş ya da taze yenilen kırmızı biberde görüldüğünü bildirmişti.

ABD’nin Los Angeles kentindeki Cedars-Sinai hastanesi Kanser Enstitüsü ve Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir başka araştırmada da kırmızı biberin içinde yoğun olarak bulunan ve acılığını veren kapsaisinin, prostat kanseri hücrelerini yok eden etkisi ortaya çıkarılmıştı.

Los Angeles’taki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisin, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde, bunların parçalanarak yok olmalarını sağlıyor.''

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

doğru zamanda,doğru yerdesiniz...

TAKI MODELLERİ VE YAŞAMA DAİR HERŞEYİN SAKLAMA KUTUSU http://TUBANIN ARŞİVİ.blogcu.com/

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro